Sevgili Arsız Ölüm – Latife Tekin

Latife Tekin’in büyülü gerçekçilik türüyle tanıştığım Berci Kristin Masalları’ndan (2021) sonra okuduğum ikinci kitabı. Aradan geçen zamanda bu türde okuduğum her kitapta bu masalsı türü ne kadar çok sevdiğimi anladım. Masalla gerçek arası o dünyaya kendinizi verip kaptırdığınızda okumanın tadı çıkıyor.

Sevgili Arsız Ölüm’ de  köyden kente  göç eden  Aktaş ailesinin hayatta kalma mücadelesini, yoksulluğunu, gelenekler ve batıl inançlarla değişen hayatlarını, acılarını ruhum daralmadan okuyup bitirebildiysem Latife Tekin’in masalsı diline ve büyülü gerçekçiliğe borçluyum. 

Çok ama çok severek okudum. Ailenin her karakteri şahsına münhasır. Anne (Atiye) ve Dirmit’i ayrı sevdim. Atiye, bazen dimdik durarak, bazen ağlayarak aileyi bir arada tutup toparlamaya çalışan  tam bir Anadolu kadını.  Dirmit ise sıcacık, kendini mutlu etme yolları bulan ama her seferinde batıl inançlarla, geleneklerle önüne set örülen pes etmeyen bir savaşçı. İyi ki de öyle ☺️

Moskova Kitap Kulübü’müzün 2025 kitapları arasındaydı, böyle olunca Sevgili Arsız Ölüm’ü sadece okumakla kalmayıp Latife Tekin ve Sevgili Arsız Ölüm- Dirmit tiyatro oyunu hakkında da araştırmıştım. Konuşmaya doyamadığımız bir kulüp toplantısı idi. Sevgili Arsız Ölüm’ü okursanız sizin de kitabın ötesine geçmenizi dilerim.

  • Latife Tekin’in kendini kurduğu dili anlattığı yayınlardan en azından birisini dinlemeniz/ okumanız kitabı daha anlamlı kılacaktır. Ben Latife Tekin’in Yazı Evi Buluşması nda kullandığımız edilgen dil konusunda aydınlandım.
  • Sevgili Arsız Ölüm- Dirmit tiyatro oyununu, oyunun ortaya çıkışına dair Nezaket Erden ve Hakan Emre Ünal’ın sohbetlerini ve Nezaket Erden kendi köy meydanında sahneleyişlerine ait videoyu izlemeyi ihmal etmeyin. Muhteşem gerçekten. Roman- masal- gerçek hayat arasında gidip geliyorsunuz. Tiyatronun sahnelenmesi öncesinde ve sonrasında köy halkıyla yapılan röportajlardan, tepkilerinden çok etkilendim . Küçük şehir, büyük şehir halkları olarak ne kadar uçurum oluşmuş aramızda.😔 Roman 1980 lerdeki farklılıkları anlatsa da günümüzde de bu farklılıkların devam etmesi çok üzücü. Temel seviyede , tiyatroya ulaşabilme, sanata ulaşabilme konusunda bu kadar eşitsiz olmamız haksızlık.

Sonunda Dirmit şiir yazmanın yolunu buldu. Sözcükleri tek tek kafasının içinden alıp yüreğine koydu. Yüreğini “gül! gül!” attıran sözcüğü hemen kağıda yazdı. Yüreğini attırmayan sözcüğü yüreğinden çekip aldı. Dirmit o günden sonra yüreğine kul köle oldu. Yüreği ne dediyse onu yaptı, yüreği nereye git dediyse oraya gitti, yüreği ne dediyse onu dedi. (s.186)

Yaşayıp bitirdiği her günün, tutulmaz bir kuş olduğuna, yavaş yavaş gözden silinip bir küçük kara noktaya dönüştüğüne karar verdi. Gözünü yumduğunda her yanının saran karanlığın, bu küçük kara noktalardan oluştuğunu keşfetti. (s.221)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    ÇocuklaÇocuk Özlem ☘️  📷 📚 

    Blogger 📝 

    Kategoriler

    Copyright @ cocuklacocuk.com