Dul Kadın Su Kabını Ağzı Öne Gelecek Şekilde Mezarın Üstüne Bırakıyorsa, Bilin ki İlgi İstiyordur – Saša Stanišič
yazar: Cocuklacocuk
Mayıs 16th, 2026
Yorum yok
Kitaplık
“Dul Kadın Su Kabını Ağzı Öne Gelecek Şekilde Mezarın Üstüne Bırakıyorsa, Bilin ki İlgi İstiyordur”, bu upuzun ve ilginç adlı kitabın içerisindeki öyküler de bir o kadar enteresan.
Saša Stanisič’i ilk kez okudum. 14 yaşındayken(1992’de) ailesi ile birlikte Yugoslavya iç savaşında Višegrad’dan Almanya’ya sığınan, göçmen edebiyatının temsilcilerinden.
Kitabın başındaki epigrafların birisinde “Sırayla okuyunuz” diyor yazarımız. Bu anlamda kitap roman mı öykü derlemesi mi biraz yoruma bağlı. İlk öyküde “Hayat bir deneme kabini olsaydı” sorusuyla çok çarpıcı, merak uyandıran güzel bir girişi var. Kimi hikayeler birbiri ile bağlantılı, kimi bağımsız, kimi ise bağımsız görünürken bazı hikayelerle bağı var, son hikayelerde deneme kabinine dönüyoruz.
Zaman kavramı, göçmenlik hep baş köşede. Diğer taraftan doğayı ihmal eden şehir plancılıktan çöp ayrıştırmaya, kuşak farklılıklarına, bilgisayar oyunlarına, modern çekirdek aile yaşamına kadar çok çeşitli konulara yer vermiş. Basım tarihi 2024. Bazı hikayelerin içine kusursuzca yazarı da bir karakter olarak yerleştirip ChatGPT den yararlandığını not düştüğü gülümseten bölümler var. Günümüzden, günlük yaşamdan kesitler olan esprili, bol ironili dille akışta yazılmış öyküler.
Türklere, Türkiye’ye, Nazım Hikmet’e rastlamak benim için hoş sürprizdi, bizleri çok tanıdığı belli. Bunda yüzyıllarca süren Osmanlı hakimiyeti ve Almanya’da bir arada olduğu göçmen Türklerin etkisi çok büyük olsa gerek.
Nazım Hikmet’in tekrarlanan şu dizeleri ve ilgili hikayenin mesajını da dizelerin üzerine kurması şahane olmuş.
“Yok edin insanın insana kulluğunu! Bu davet bizim. Yaşamak! Bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşcesine, Bu hasret bizim!”
Moskova Kitap Kulübümüzün kitabıydı, çok eğlenerek okudum. Alışık olduğumuz kurgulardan oldukça farklı. Çok büyük bir olay yok, minik minik dantel gibi detaylar işlenmiş. Sevdiğimiz tüm detayları, karakterleri yine süremize sığdırmakta zorlanarak konuştuk.
Hayatta pek çok zıtlık bir arada. Her birini gerçekleştirmemiz mümkün olmayan binlerce milyonlarca olasılığı edebiyat sayesinde tecrübe ediyoruz, iyi ki….
Kitapla ilgili burada okuduğum makaleden alıntı yapmak istiyorum. Bence kitabın özünü oluşturuyor.
Wish or reality, dream or truth, fun or seriousness – all opposites of life that literature like that of Saša Stanišić need not concern itself with. After all, it is about a variety of possibilities that cannot all be realised in life, but can be in literature –
(Dilek mi gerçeklik mi, rüya mı hakikat mi, eğlence mi ciddiyet mi – Saša Stanišić’in edebiyatı gibi eserlerin ilgilenmesi gerekmeyen hayatın tüm zıtlıkları. Sonuçta, hayatta hepsi gerçekleşemeyen, ancak edebiyatta gerçekleşebilen çeşitli olasılıklarla ilgili )
Yine Dialoglar’dan kitap üzerine şu sohbeti tavsiye ederim.