İlyada – Homeros

Homeros’un İlyada destanı, gözümü korkuttuğu için yıllardır okuma listemde bekliyordu. Eylül ayında başlayınca hiç süründürmeden öyle keyifle akıcı bir şekilde okudum ki boşuna beklemiş bunca zaman.

İlyada hakkındaki bölük pörçük bilgilerimin yerine baştan sona okumaktan duyduğum mutluluğu paylaşmak istedim. Yoksa Anadolulu (İyonyalı) Homeros’u ve İlyada’yı anlatacak değilim.

Homeros’un İlyada’sını okumayı düşünenlere naçizane tavsiyem, Türkiye İş Bankası Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisinden, Azra Erhat- A. Kadir’in eski Yunanca aslından çevirisini tercih etmeniz. Ön kısımda; Homeros, Tanrılar Dünyası, Schliemann, 24 bölüm ve ~16000 dizeli İlyada’nın her bir bölümünün kısa ana fikri , Homeros’un dili, … gibi pek çok açıklayıcı bilgi anlam kolaylığı sağlıyor. Arka kısımda bulunan “İlyada’da Geçen Adlar” fihristi de okurken çok destekleyici. Özellikle çok fazla isim ve uzun metin olunca fihriste dönmek çok pratik oldu.

Okumadığım kitabın filmini izlemişliğim enderdir. The Odyssey bu istisnalardan biri, çocuklarım habersiz bilet alıp götürdüler, çok beğendim. En büyük etkisi ise en başa dönüp İlyada’yı okumak oldu, okunacaklar sırasında Odysseia var ve artık İlyada’yı okuduğuma göre Troya filmini de izlerim 🙂 Gerçi Azra Erhat’ın açıklama kısmında paylaştığı gibi İlyada tek başına Troya değil.

Homeros İlyada’da Troya savaşının bir bölümünü anlatıyor, ama sadece çok kanlı bir savaş değil anlattığı. Yaşam, entrikalar, doğa, duygular hepsi iç içe.

Bir yanda Olimpos tanrı ve tanrıçalarının güldüren çekişmeleri , gruplaşmaları, dedikoduları, savaşa müdahaleleri bir yanda gerçek savaşın acısını çeken insanlar. Zeus, Hera, Athena, Ares, Apollon, Poseidon, Aphrodite, Hephaistos, Hermes, …tüm Olimpos tanrı ve tanrıçaları çok güzel yerleşiyor kafaya. İki savaş tanrısı Athena ve Ares’in farklılıkları örneğin; kontrol edilmez, aceleci, öfkenin karşısında akıl ve strateji.

Soylu kahramanlar teke tek, birbirlerinin gözlerinin içine bakarak, isimlerini haykırarak, kimi zaman birbirlerini onurlandırarak bazen de sohbet ederek savaşıyorlar. Homeros her iki tarafın duygularını o denli muhteşem yansıtmış ki … Bunun bir taraf tutmadan okuyabilmemi sağladığını düşünüyorum.

Onuru kırılan Akhilleus’un sonsuz öfkesini de yaşadığı kaybın ardından acısından güç alarak yeniden harekete geçtiğindeki intikam hırsını da hissettim. Surlar içine sıkışan Troya halkının korkularını, oğlu Hektor’u kaybeden Priamos’un acılarını, Ölümsüz Deniz Tanrıçası Thetis’in oğlu Akhilleus un ölececeğini bile bile onu korumak için çırpınışına ve destek oluşunu okurken empati kurdum. Doğanın , Skamandros ırmağının feryadını içim acıyarak okudum. Kullandığı sıfatlar ve benzetmelerle bir konuyu tariflemelerine hayranlık uyandırıcı.

Boşuna değil MÖ 7. yüzyıldan 21. yüzyıla yolculuğu, edebiyatı, sanatı etkilemesi.

Yapraklar gibidir insan soyu.
Bir yandan rüzgar bakarsın onları döker yere,
bir yandan bakarsın bahar gelir,
yenilerini yetiştirir, yeşertir orman,
böylece soyların biri göçer, biri doğar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    ÇocuklaÇocuk Özlem ☘️  📷 📚 

    Blogger 📝 

    Kategoriler

    Copyright @ cocuklacocuk.com