ATATÜRK’ten HİÇ YAYINLANMAMIŞ ANILAR

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı hepimize kutlu olsun. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 84. yıldönümünü yaşadığımız bu günde tüm ulusumuza birlik ve beraberlik içinde barış dolu günler diliyoruz.

Bu özel günde Atatürk’le ilgili okuduğumuz bir kitabı sizlerle paylaşmak istedik.

Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul ‘un, babası Halil Nuri Yurdakul’un , Atatürk’ün yakınlarının ve silah arkadaşlarının anlattığı anılardan derlediği bir kitap,

Cemal Kutay’ın önsözünü yazdığı kitapta, Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Hanım’dan da Ata ile ilgili hiç duymadığımız bir çok anısını öğrenme fırsatı buluyoruz.

Bu kitabı okuduktan sonra Atatürk’e bir kez daha hayran olmamak mümkün değil. Kitaptan alıntı olan aşağıdaki cümle bu düşüncemizi de onaylıyor adeta.

“Tarihte yaşamış olan bütün büyük insanların yaptıkları ve yaşayışları araştırılır ve bir de Atatürk’ün yaptıkları gözden geçirilirse, O’nun hiçbirisiyle ölçülemeyecek kadar büyük bir insan olduğu anlaşılır Büyük Atatürk’ünçok hareketli hayatı içinde engin görüş, düşünce va davranışları, herkes için ibret alınacak olaylarla doludur. ”

Kitaptan okuduğum ve çok hoşuma giden onlarca hikayeden birini sizlerle paylaşmak istedim.

Olay Sırrı Akatay’ın ağzından anlatılıyor.

“Atatürk ve Latife Hanım 30 Eylül 1924’te Pasinler’e geçerken Erzincan yolunda Aşkale’ye uğramışlardı. Ata’nın karşılanışında bazı konuşmalar yapılmış ve ilkokuldan da bana uzun bir kahramanlık şiiri okuma görevi vermişlerdi. Ben şiiri avazım çıktığı kadar bağıra bağıra ve yanlışsız ve duraklamadan okudum. Atatürk ve Latife Hanım şiirimi sonuna kadar dinlediler.

Şiirim bitince Atatürk beni yanına çağırdı ve bana “şiiri çok güzel okudun, aferin sana, senin adın ne bakayım?” diye sordu. Ben de “Sırrı efendim” diye bağırdım.

“Şimdi sana bir sual soracağım, bakalım bunu bilebilecek misin?” dedi.

” Sorun efendim” dedim.

” Dünyanın ortası neresidir?”dedi.

O zamanlar hep Ankara’dan ve Atatürk’ten konuşulurdu. Ankara’da şu olmuş, Ankara’da şu kararlar alınmış, Ankara’ya şu devlet büyükleri gelmiş. Her şeyde, her konuşmada ANkara geçerdi. Bizlerin de Ankara’dan başka duyduğu bir şey yoktu. HocalarDa hep, “Bizim merkezimiz Ankara, her şey Ankara’dan idare ediliyor.” dediklerinden, hiç tereddüt etmeden bütün gücümle “Ankaraaaaa!” diye bağırdım.

Atatürk bu cevaptan pek mutlu olmuş ve Latife Hanım’la beraber katıla katıla gülmüşlerdi. “