Cimri -Moliere

Altınlarına aşık, çocukları dahil etrafındakilerin malını çalmasından ölesiye korkan bir baba düşünün. Kendi evliliği için evlenmeyi düşündüğü kadından dünyalık beklerken , diğer taraftan kızını varlıklı biri ile çeyizsiz evlendirmeye çalışan cimri kahramanımız Harpagon’un hikayesini anlatan tiyatro oyunu.

Türkiye İş bankası Kültür Yayınları, Hasan Âli Yücel Klasikler  dizinden Sabahattin Eyüpoğlu çevirisi ile okudum ben.  Sebahattin Eyüpoğlu’nun kitaba yazdığı önsöz hem dönemi, hem Moliere’in hayatını, oyunlarını anlatan hem de oyunun bizdeki etkisini anlatıyor. Kitabı okumadan bu önsözü okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Şöyle diyor Sabahattin Eyüpoğlu;

“Moliere çağında Paris’te tiyatro edebiyatın şah damarı olmuştu. Moliere’in gördüğü iş komedyayı, güldürücülüğünü kaybettirmeden yüceltmek, çağının ileri kültür düzeyine çıkarmak, böylece de aydınlarla halk arasındaki, sarayla şehir arasındaki ayrılığı gidermek, halkın gürbüz tiyatro eserlerini yukarıya , yukarının kültür değerini halka ulaştırmak oldu. Bunu başarmasında iki yanlı bir hayatı ve düşüncesi olmasının payı büyüktür. (xii)”

“Bizde ilk tutan Batılı tiyatro yazarının Moliere olması hiç de rasgele değildir. Moliere insanca konuşması, halktan yana olduğu için her millete uyması bir yana, Türk seyircisinin geleneksel orta oyunu ve Karagöz tiyatrosu, onun çıkış noktası olan tiyatrodan hiç uzak değildir. (xvi)”

Bu oyunun İrem’in ortaokuldayken Harpagon rolü için uğraşması ve rolü kapması açısından dan bizim ailede bir değeri var. O dönemde sürpriz olması için bize okutmamıştı. Sonradan oyunu sahneleyemediler aksilik oldu:(

 

Kitabın sevdiğim bölümlerinden ;

Valere- ” Bakıyorum da insanları kazanmak için en iyi çare onların sevdiklerini sever görünmek, doğru dediklerine doğru demek, kusurlarını övmek, her yaptıklarını alkışlamak. Yaranacak mısın, aşırı gitmekten hiç korkma. Yalan söylediğin istediği kadar belli olsun, suratından aksın, en zeki insanlar bile kanıveriyorlar dalkavukluğa. Pohpohu bastınız mı, en gülünç , en yüzsüzce söylenmiş sözleri bile yutuyorlar. Bu benim yaptığım işte insan dürüstlüğünü yitiriyor biraz ama insanlara muhtaç oldunuz mu uymak zorundasının-z onlara. Onları başka yoldan kazanmıyorsa insan kabahat pohpohlayanda değil, pohpoh isteyende. (sayfa 5-6)

Froisene karakterini de çok sevdim, artık çevremizde yok böyle tüm mahallenin derdini iyilikle güzellikle kavgasız çözmeye çalışanlar:(

Bir oturuşta bitireceğiniz eğlenceli bir kitap.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir