Göğü Delen Adam- Papalagi _ Eric Schuermann

Göğü Delen Adam

Göğü Delen Adam, Papalagi. Eric Schuermann’ın Samoa Adasında kaldığı dönemde köyün şefi olan Tuiavii’nin konuşma notlarından oluşuyor. Samoa’ya ilk misyonerler bir yelkenliyle geldiğinde, yerliler bu yelkenliyi uzaktan bir delik olarak görüp beyaz adamın da bu delikten çıktığını düşündükleri için “ beyaz adama” “göğü delen adam” yani “Papalagi“ demişler. Tuiavii aynı zamanda misyonerlerin düzenlediği bir gezi ile Avrupayı geziyor. Zaten bu gezi sonrasında oldukça tuhaf bulduğu Papalagi dünyası hakkında halkını uyarmaya çalışıyor.


Kurduğumuz medeniyete ilkel diye düşündüğümüz insanlar tarafından bakmak çok ilginç ve yaşamdaki (çoğu anlamsız )koşturmalarımıza ayna tutmak gibiydi. Tuiavii’nin konuşmaları Papalagileri beden, zaman, kentleşme, para, meslek, eşya, makineleşme , mülkiyet düşüncesi, Hıristiyan sömürgeciliği konuları üzerinden kendi halkına açıklama ve uyarılardan oluşuyor. Bilim, kitap, gazete ile değerlendirmelerine tam olarak katılamasam da bambaşka bir yönden baktıran sıcacık bir kitap. Para, zaman, meslek , kentleşme bölümleri favorim. Kim medeni kim ilkel düşündürücü🤔. Storytelde Hatice Aslan’ın sesinden dinlemek ayrıca muhteşemdi.

Kitaptan bazı alıntılar ;

📚“Beyaz adam budala ve kördür gerçek mutluluğa karşı kördür”


📚“Her aile bu taş sandığın belli bir bölümünü kendine ayırmıştır. Bir aile diğerlerinin ne yaptığını bilmez. Sanki onları yalnızca taş duvar değil, birçok ada ve deniz ayırıyormuş gibi. Giriş deliğinde karşılaştıklarında ya isteksizce selamlaşırlar ya da düşman böcekler gibi mırıldanırlar. Gören de bir arada yaşamak zorunda kaldıkları için hiddetlendiklerini sanır”.


📚“Papalagi’nin “kent” adını verdiği yer, ömründe ne bir ağaç, ne bir ırmak, ne gökyüzü görmüş ne de büyük ruhla yüz yüze gelmiş insanların yaşadığı, ama yine de gurur duydukları yaratılarıdır. “


📚”Bir Avrupalıya sevginin tanrısından söz edecek olsan, yüzünü buruşturur (…) ama pırıl pırıl bir yuvarlak metal ya da koca bir ağır kağıt uzatacak olursan, o an gözleri parıldar ve dudaklarının arasından salyalar akar. Onun sevgisi paradır, tanrisi paradır.”


📚“Papalagi insanlara iyilik yapayım, haksızlık yapmadan şu dünyadan göçeyim diye düşüneceğine sabah akşam parayı düşünür.”


📚“ Daha doğar doğmaz para ödemeye başlarsın. Öldüğünde de, öldüğün için ailen para ödemek zorunda kalır. (…) Avrupa’da, para vermeden herkesin yararlanabileceği tek bir şey buldum; Hava. Havanın da, yalnızca unutulduğu için parasız olduğunu sanıyorum.”


📚“Her Papalagi’nin bir mesleği vardır. Bunun ne olduğunu anlatmak pek kolay değil. Aslında çok istenmesi gereken, ama hiç istenmeyen bir şey gibi. Bir meslek sahibi olmak sürekli aynı şeyi yapmak demektir”


📚“Papalagi her yeni günü bölüp parçalayarak her birine ayrı bir ad verir: Saniye, dakika, saat. Bir saate varmak için altmış tane dakika, bir sürü de saniye gerekir. Hiç zamanı olmadığını iddia eden Papalagiler vardır. Aklı başından gitmiş halde, ruhuna şeytan girmiş gibi koşuştururlar.”


📚“Bu zaman gürültüleri duyulduğunda (saat) Papalagi,“Ne kötü, yine bir saat geçti” diye yakınır. Çok kederlenmiş gibi de yüzünü ekşitir. Halbuki taptaze bir saat başlamaktadır o anda.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.