VEDA- AYŞE KULİN

ayşe kulin vedaAyşe Kulin hayranı olarak elimdeki kitapları bitirip Veda’ya başlamak için bir hayli sabırsızlandım. Ve bir solukta okudum, beğendim ve çok etkilendim.

İstanbul’un işgal yıllarında, Son Osmanlı Maliye Nazırı büyükdedesi Ahmet Reşat Paşa’nın konağında geçen olaylar, Ayşe Kulin’in bildiğimiz, sevdiğimiz biyografik tarzı ve akıcı bir tarihle birlikte anlatılıyor.

Konaktaki tutkulu aşk da ihmal edilmemiş, orası kurgu mu bilemeyiz tabi. Konaktaki olayları okuduğum, bir kadının sevdiği uğruna göze aldıklarını görünce ” biz kadınlar için en önemli şeyin AŞK olduğunu ” hissettim.

İstanbul’un işgalde olması bazı dönem kadınlarının en önemli meselesi değil, yüzümüzü güldürecek şeylerle uğraşıyorlar, mutfaktaki kıtlıktan etkilendiklerinden gelen misafirlere ikramda zorlanmaları da olmasa hayat normal akıyor gibi. Bunun yanında kahramanlardan bir diğeri de aşkı için mücadeleye katılmak için kurslar gidiyor.

Finale yaklaştıkça olayların benim beklediğim gibi gelişmediğini söyleyebilirim. Veda kısmı ise en çok etkiyelen bölümdü.

Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Ayrıca Sevgili Mavianne’nin Aralık ayında yaptığı Ayşe Kulin ropörtajını da okuyalım. Röportajın kitabı okuyacağımdan dolayı , Veda ile ilgili kısımlarını çok okumamıştım, bu yazıyı yazdıktan sonra bende okuyacağım sevgili Mavianne.

Kitaptan, okuduğum zaman bana son günlerimizin gündemini hatırlatan, üzerinde düşündüren bir cümleyi yazmak itiyorum.

Sultan (Vahdettin), yüzlerce yılın birikmiş hatalarını zayıf omuzlarına tek başına yüklenmiş bir zavallıydı. Yüzyılların talanı, dolanı, rüşveti, cehaleti, oburluğu, kayırmacılığı, yıbazlığı, din adına yapılan binlerce hata, fesat ve vurgun ve Avrupa devletlerinin arsız iştahı Vahdettin’in elinde patlamıştı.