UMUT- AYŞE KULİN

Ayşe Kulin’in Osmanlı’nın son dönemini anlattığı “Veda” romanının devamı olan “Umut” romanını bitirdim nihayet.  Bir Ayşe Kulin hayranı olarak  okuduğum tüm kitapları gibi  Umut’u da çok severek okudum.

Cumhuriyetin ilk yıllarında geçen romanda ,  o dönemin tarihsel   sürecini de  anlatıyor bizlere. Romanın alt başlıklarında kullanılan ” Hayat Akan bir  Sudur” sözü gibi, inişleriyle çıkışlarıyla , umutları ve üzüntüleri ile anlatılıyor ailenin hayatı.  Bir  ermeni olan  Aram ve türk kızı Sabahat’ın aşkı  günümüzde pek de rastlamadığımız fedakarlıklarla dolu. Sonunun ne olduğunu bilemiyoruz , yine  devamı gelecek bir roman,  Umut. Ayşe’nin doğumu ile bitiyor. İnsanın kendi doğumunu anlatması ne kadar özel gerek.

Geçtiğimiz aylarda  Mavianne’nin Ayşe Kulin ile yaptığı bir röportaj vardı,  kitabı bitirdiğim zaman tamamını okudum.  Okuyup da benim gibi kitap kapağındaki fotoğrafı merak edenler için anne ve babasına aitmiş. Daha fazla detay için bu güzel röportajı okuyun mutlaka.

Kitapta  kendimden izler bulduğum 2 konu vardı, ilki; eşimin ailesi sebebi ile , Muhittin’in ailesinin Bosna Hersek’ten göçü ve  İstanbul’da Boşnak geleneklerini devam ettiren hayatları.

İkincisi ise Ayşe Kulin’in babası Muhittin’in  Adana’da geçirdiği günler. O’nun genç bir mühendisken bataklık olan Adana ovasını düzeltme çabası. Ben yaşım itibariyle ; Adana’yı hep verimli ova , barajında  bol sular olarak tanıdım, sıtma kabusunu annemlerden biliyordum ama bataklığı kurutma çabalarını yeni öğrendim.  Bir şekilde sevgili Ayşe Kulin bu yazıya ulaşırsa ( daha önce Nermin Bezmen’in  Aurora’nın İncileri kitabına  bıraktığı yorum bizi çok mutlu etmişti) bilmesini istiyoruz ki; babasının hayal ettiği herşey gerçekleşmiştir, Adana pamuk ovalarına dönüşmüştür. Şimdi sıtmanın ne olduğunu bilmeden büyüyen bir nesil vardır Adana’ da.