Türkiye Sirki

Perşembe günü okulda Türkiye Sirki broşürleri dağıtılmış bizimkilere.  O kadar çok istediler ki kıramadım çocuklarımı. Oysaki ben sevmem sirkleri, zavallı hayvanların koşullandırılma yöntemiyle birşeyler öğrenebilmek için ne eziyetler çektiklerini düşünür, üzülürüm. Cuma akşamı apar topar biletlerimizi alırken, onlarsız asla yapamadığımız yengelerini ve iki kuzenlerini de aradık. Cumartesi günü hep birlikte Kayseri Kadir Has stadyumunda seans başlamadan bir saat evvel hazır bulunduk. Pistin hemen kenarında yerlerimizi aldık. En küçüğümüz Batu, -aslan çıkarsa ne yaparız -diye endişelenmeye başladı. Ben acaba fil de cıkarırlar mı diye geçirdim içimden. Bir de tabi yılan meselesi var ki uzun zaman önce zihnimde bu fobi işini çözerek yılandan korkmayı bırakmıştım, eskiden olduğu gibi, daha doğrusu annemden öğrendiğim gibi televizyonda bile çıktığında çığlık çığlığa bağıran ben, karşı karşıya gelince ne yapacaktım . Acaba korkacak mıydım? Az sonra!!! demek geldi içimden, en iyisi devam edeyim anlatmaya..

Batu’nun endişesi boşa çıktı, aslan maslan yoktu sirkte, fil de yoktu hatta sahipleri ne derse desin kendi çaplarında eğlenen iki şirin köpekçikden başka hiç bir hayvan çıkmadı karşımıza. Bol bol jonglörleri, ateşbazları, palyaçoları, akrobatları,lastik kızları izleme fırsatı bulduk. Beklenen an geldiğinde ise koca bir sandık getirdiler ortaya, sonra wamp görünümlü bir kadın geldi. Nedense yılanla haşır neşir olan göstericiler masum, hanım hanımcık kıyafetler giymezler zaten. Bir değil, iki değil tam üç tane yılan çıktı sandıktan, her biri bir öncekinden daha uzundu. En sonuncusu sapsarı bir pitondu. Korktum mu? Hayır!! Elimi yıkama derdi olmasa o an dokunmayı bile deneyebilirdim.  Kocaman bir aferin bana:) Neyse gösteriler gayet eğlenceliydi. Bir tek broşüründe yazdığı gibi sihirbaz yoktu. Yılan ve köpekleri saymazsak hayvansız bir sirk benim hoşuma gitti. Çünkü hayvanları doğada, kendi ortamlarında seviyorum.