Topkapı-Ayasofya-Dolmabahçe

Geçtiğimiz haftasonu bir banka tarafından düzenlenmiş olan eşimin katılacağı İstanbul seyahatine son anda eşlerin de katılabileceği haberi verilince çok sevindim. Organizasyona göre beyler boğazda yelken kullanmayı öğrenirlerken biz hanımlar için de ayrı bir gezi turu düzenlenecekti. Programa göre gezilecek yerler aradında Topkapı Sarayı, Ayasofya Camii, Yerebatan Sarnıcı, Dolmabahçe Sarayı gibi tarihi ve kültürel mekanlar vardı.  Gezilecek yerlerin bir çoğunu küçükken gezmiş olduğum için tekrar görmesem de olurdu diye düşünmedim değil önceleri.  Yine de İstanbul gezisine katılmalıydım , hemen hazırlıklarımızı yaptık ve perşembe akşam üzeri uçakla İstanbul’a vardık. Uçağımız normal saatinde havaalanına indiği halde iniş sırası nedeniyle yirmi dakika daha havada dolanmak zorunda kaldı. Bu esnada hava gittikçe bozduğu için uçak sık sık sarsıldı ve biraz da olsa heyecanlı anlar yaşadım. O akşam hem tatil başlangıcı hem de yağmurlu bir gün olması sebebiyle trafik korkunçtu. Kayseri’den İstanbul’a bir saat süren yolculuğumuz   havaalanından otele  üç saatten uzun sürdü. O akşamın ilerleyen saatlerinde hava iyice bozdu müthiş bir fırtına çıktı, ertesi gün de aynı şekilde devam ederse yelken işi de yatar beyler de bizimle birlikte gezerler diye düşünmeye başladık. Nitekim ertesi sabah kalktığımızda da hava son derece kapalı ve sıkıcıydı ama yelkenle ilgili herhangi bir iptal sözkonusu olmadı.

Dedim ya, organizasyona göre eşlerimiz boğazda yelken kullanmayı öğrenirlerken biz hanımlar da İstanbul’un tarihi ve kültürel mekanlarını gezecektik. Sabah otelde kahvaltıdan sonra tur rehberimiz Ezel Hanım, organizayon sorumlumuz İclal Hanım’la birlikte gezi otobüsümüze bindik. İlk durağımız Topkapı Sarayı olacaktı. Sarayın bahçesine vardığımızda tüm düşüncelerim silindi ve yıllar önce gezdiğim yerleri iyiki tekrar gezebileceğim diye sevinmeye başladım, soğuğa ve yağmura rağmen.

Rehberimizin anlatımı eşliğinde Osmanlı Sultanlarına ait değerli eşyaları, padişahların pırlantalardan oluşmuş nişanlarını, yüzlerce yakutları, meşhur hançeri, Saraylarda yer almış pırlantalarla süslü şamdanları, elmasları pırlantaları, yakutları ve sahibinin değerini anlayamadığı için üç tahta kaşık karşılığında sattığı kaşıkçı elmasını ayrıca Peygamber efendimize ait hırka-ı şerifi, ve bir çok eşyayı, Musa Peygamber’in asasını ve benzeri birçok tarihi eseri de büyük hayranlıkla izledim.  Anladım ki:

Küçük bir çoçukken gezdiklerim aynı olsa da gördüklerim çok çok başkaydı.

Topkapı sarayından sonra Ayasofya’yı gezdik. Ayasofya’dan müthiş etkilendiğimi belirtmeliyim. İslami ve Hıristiyan kültürünün eserlerini birarada görmek, , büyük Kur’an yazılarının yanında Meryem Ana  ve meleklerin resimleri, yüzü yakın geçmişte açılmış olan Serafim Meleğinin resmi, tepemizdeki devasa kubbe beni çok etkiledi.

 

 

 Ayasofya’dan sonra Yerebatan Sarnıcı’na gittik. Işıklandırma ve ses efektleriyle çok etkileyici ve mutlaka görülmesi gereken bir mekan Yerebatan Sarnıcı, sanırım bu yüzden bir çok yerde Saray diye geçiyor ismi.

O günlük turumuz sona erip otelimize döndüğümüzde merakla eşlerimizi beklemeye başladık. Sonunda geldiklerinde keyifleri yüzlerinden okunuyordu. Boğazda kötü hava şartlarına ve dalgalara rağmen çok eğlendikleri belliydi.

Ertesi gün şansımıza hava daha sıcak ve güneşliydi. Bizim turumuz da Dolma Bahçe Sarayı’nda başlayacaktı. Sarayın bahçesine girdiğimizde muhteşem güzelliklerle karşılaştık. İçeri girmek içinse biraz beklememiz gerekti, oldukça kalabalık yerli ve yabancı turlar vardı. Sarayın içine girince bakımsızlığı ve eski hali beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Muhteşem dekorasyonun yanısıra lime lime olmuş perdeler, halılar, küf kokan güneşlikler beni ve tur arkadaşlarımı oldukça üzdü.  Bizim ekipten bir arkadaşın oniki yaşında ki oğlunun sürekli Atatürk’le ilgili “buraya da basmış mıdır , burdan geçmiş midir anne, burada oturmuş mudur anne” şeklindeki Atatürk’e hayranlığını yansıtan soruları hepimizi neşelendirdi.

Biz kültür gezimizi sürdürürken beyler yelkenli kullanmayı epey ilerletmişler, fenerbahçe adalar arasında gezerek oldukça eğlenmişler. Bense kendi adıma yeni tanıştığım bayan arkadaşlarla gezmenin keyfi bir yana,  turist gözüyle adeta yurtdışında gezermiş gibi gezmiş ve yeniden öğrenmiş oldum İstanbul’umun tarihi ve kültürel güzelliklerini  bu organizasyon vesilesiyle.