TEK FOTOĞRAF BU

Geçen cumartesi akşama dönmek üzere Ankara’ya yola çıktık, fakat işlerin uzaması sebebiyle geceyi geçirmek zorunda kaldık. Ee kalmışken bizde çok sevdiğimiz Ankara’da pazar keyfi yapalım dedik.İlk durak olarak kızımın çok hoşuna gideceğini düşündüğümüz AOÇ Hayvanat Bahçesinde karar kıldık.

Benim öyle hayvanlarla pek aram yoktur, kızım ise aksine hayvanlar alemini çok merak ediyor. Kitapları, cdleri, oyuncakları, bitmeyen soruları, genellikle hayvanlar üzerine.

Fotğrfa makinamızda yanımızda heyecanla Hayvanat bahçesine gittik, girişte yukardaki fotoğrafı çektim. Başka da fotoğraf yok. Niye mi? Çünkü içeriye girdiğimde karşılaştığım manzara içimi cız ettirdi. (Bu arada ben AOÇ’ye ilk kez gittim) Estetikten uzak kafesler, bakımsız ve hasta hayvanları görmek beni üzdü. Hasta derken aslan gerçekten hastaydı ve maalesef aynı biz insanlara benzer şekildeki kusmasına tanık oldum, allahtan kızım görmedi.(Kusura Bakmayın) Kafeslerin nasıl estetik olabileceği konusunda bir önerim yok , ama uzmanların bir çözümü vardır diye düşünüyorum.

Bu bakımsızlığın sebebinin ne kadarı parayla ne kadarı ilgisizlikle alakalı bilemiyorum, sadece hayvanat bahçesinin o halinin beni çok üzdüğünü söyleyebilirim.

Neyse ki kzım hiçbir şeyin farkında olmadan hoplaya zıplaya gerçek hayvanlarla karşılaşmanın mutluluğunu yaşadı doya doya.

Yanılıyor olabilirim ama bildiğim kadarıyla müze ve bu tip yerlerin gelirleri kültür bakanlığına ait. Sevgili arkadaşımız parkeoloji bizi aydınlatır bu konuda. Fransa’da ise müze gelirlerinin ilgili belediyeye ait olduğunu biliyorum. (Türkiye’den emin değil Fransa’yı biliyor demeyin bazı şeyleri tesadüfler eseri öğreniyoruz) Örneğin, Versailles Sarayının belediyesinin çok zengin olduğu yansıyordu her tarafa.
Yolsuzlukları bir kenara bırakırsak; böyle bir uygulama daha iyi mi olur diye düşünmüşümdür hep. İnsanlar yanıbaşlarındaki değerleri daha iyi sahiplenir gibi geliyor böyle bir durumda. Siz ne dersiniz ?