ST.PETERSBURG – MOSKOVA -2-

Eylül’ün ilk haftası Rusya’ya yaptığımız gezide St. Petersburg’la ilgili izlenimlerimden daha önceki yazımda bahsetmiştim, biraz da Moskova’dan bahsetmek istiyorum. St. Petersburg’da 3 gün 3 gece kaldıktan sonra 4. gün Moskova’ya uçakla bir saatte geldik. Turlarda eskiden bu yolculuk tren le yapılıyomuş sekiz saat sürdüğü için gece yola çıkılıyor sabah erken saatlerde Moskova’ya varılıyormuş. Neyseki uçakla geldik de uykumuzdan olmadık. uçaktan iner inmez sımsıcak bir havayla karşılaştık, iliğimiz kemiğimiz donmuş vallahi St. Petersburg’da. Bizi tur otobusü ve çok güzel Türkçe konuşan yerli bir rehber karşıladı. (Adam, çok güzel Türkçe konuşuyor ben O’nunla ısrarla Rusca konuşmaya çalışıyorum :)) Otobüse biner binmez panoramik şehir turumuz da başlamış oldu.

Yerel rehberimiz bize hem Moskova’yı tanıtıyor hem de Rusya’da hayat hakkında bilgiler veriyordu. Kapkaça mağruz kalır, ya da benzer bir sorunumuz olursa polise mi gidelim diye soran bir arkadaşa -Rusya’da iki türlü haydut var, dedi. Biri üniformalı haydut diğeri üniformasız. Polise kesinlikle güven kalmamış. Bunu zaten St. Petersburg’da tecrübe eden tur arkadaşlarımız da olmuş. Neyseki bizim başımıza bir olay gelmedi. Rusya’da içki içmek yasaklandı dediği zaman rehberimiz hepimiz çok şaşırdık. Petersburg la ilgili yazımda da insanların sokaklarda çok içki içtiğini yazmıştım. Gerçekten de Moskova’da nispeten daha azdı ama polis kendi halkına biraz toleranslı davranıyormuş, içki içtiğini görse turisti affetmez dedi rehber.

KGB Binası

KGB binasının önünden geçerken espirili bir dille, KGB nin hala işlevine devam ettiğinden KGB’nin hemen yakınındaki misafirhane! den, sibirya turuna! gönderilen kişilerden  bahsetti .Şehir merkezine geldikten sonra mola vereceğimiz söylendi.

kızıl meydan

Kızıl Meydan - Lenin'in mozalesi

İlk durağımız Kremlin’di, İşte üniversite hayatım boyunca okuduğum, öğrendiğim, kitaplarda fotoğraflarını gördüğüm yerler ,…büyük bir hayranlıkla etrafı seyrettim. Kızıl Meydan denen çok büyük bir alan yanında yer alan Kremlin’in Surları, Bir tarafta Basil Kilisesi, saat kulesi,Lenin’in mozalesi,…Kızıl Meydan gerçekten çok büyük, bizimkiler olsaydı buraya çoktaan iki üç dev gökdelen koydurmuştu, herneyse Kremlin Sarayı’nda ayrıca müzeler, binalardan birinde Putin’in yeri tam olarak belirlenememiş olan ofisi, ve bir kaç kilise daha var. Bu kez yemek molasını Kızıl Meydan’da GUM denen çok büyük bir alışveriş merkezinde verdik. Ne yedik, tabi ki Kentucky de tavuk.

GUM

GUM

GUM da tüm dünya markalarını bulabilirsiniz, çok pahalı ama çok güzel bir alışveriş merkezi.   Daha sonra detaylı gezmek üzere mekandan ayrıldık.

Basil Kilisesi

Bu arada Kızıl Meydan’da bulunan muhteşem Basil Kilisesi, Korkunç İvan tarafından yaptırılmış ve bir benzerini yapamasın diye tarafından mimarının gözleri oydurulmuş. Ama İvan’ın korkunçluğu burdan gelmiyor. Hayatı boyunca bir kas hastalığı nedeniyle çok ağrılar çekmiş İvan( korkunç değil daha) Derdine derman da yokmuş besbelli, derken oğlunun 11 yaşına geldiğinde aynı hastalığa sahip olduğu anlaşılmış. Kendi yaşadığı acıları yaşamasın diye öz oğlunu öldürtmüş. Bu sebepten korkunç İvan deniyormuş kendisine, mimarının gözlerini kör etmiş, bu da bişey mi?

cosmos otel

Akşam Moskova gece turu na katılmak üzere anlaşıp dinlenmek üzere otelimize gittik. Cosmos Otel çok büyük ve güzel, 72 milletten insanın kaldığı çok kalabalık bir otel. Voleybol Erkekler Türk Milli Takımı’nın da oraya gelmesi bizim için hoş bir sürpriz oldu.

Odamıza çıktığımızda gördüğümüz manzaraya hayran kaldık. Eşimle otelin biraz ilerisinde görülen fuar alanına uygun bir vakitte mutlaka gitmeye karar verdik. Akşam, gece turu yapmak üzere otobüsümüze bindik. Las Vegas gibi ışıklarla süslenmiş casinoların önünden geçerek Kızıl Meydan’a yaklaştık. Bu turla Moskova ikinci kez büyüledi beni, öyle güzel ışıklandırmalar yapılmış ki gündüz ayrı gece ayrı güzellikler görüyorsunuz.

Kremlinin hemen önünde çok büyük bir yeraltı çarşısı var. Üzerinde tüm dünya başkentlerinin saatlerinin olduğu büyük camdan kubbe şeklinde bir saat var.

Üniversite Binası

Gece turumuzu en son Moskova Devlet Üniversitesi (MGU)binasının önünden geçtikten sonra bitirdik. Otobusten çektiğim ilk fotoğraftan sonra parkedip fotoğraf çekmek için geri döndüğümüzde saat 12 yi geçtiği için ışıkları sönmüştü binanın.

Ertesi gün gündüz “metro” ve “Arbat” ve Kremlin in gezileceği tura katıldık. metro turu da neymiş demiş olabilirsiniz benim gibi, ama adamların her bir istasyonu sanki saray, hepsi birbirinden farklı ve bakmaya doyamıyorsunuz.

metro istasyonu1

metro istasyonu 2

metro istasyonu 3

metro

Metro için öncelikle çok ama çok hızlı olduğunu söylemeliyim. eşim hesaplarıyla tahminen 100 metre derinliği olduğunu soyledi ve yeryuzunden 100 metre kadar aşağıya inyorsunuz ve bu 1 dakika sürmüyor bile. ( bu kadar hızlı giden yürüyen merdivenlerde bile kitap okuyan rus o kadar çok ki) Metroda her 30 saniyede bir tren geliyor ve bu bugüne kadar hiç aksamamış.  Aynı şekilde karayolunda da çok hızlı akıyor trafik. Alt geçit veya yaya geçidi olmadan karşıdan karşıya geçmeniz imkansız.

Metrodan Arbat istasyonunda indik. Arbat Caddesi (eski arbat diye biliniyor) tüm turistik eşyaların, hediyeliklerin satıldığı dükkanların ve restorantların olduğu büyük bir cadde. Buradan rahatlıkla alışveriş yapabilirsiniz. Tekrar Kızıl Meydan’a dönüp rehberimizle birlikte Kremlin Sarayındaki müzelerden birine girdik.

İçinde çar  ve çariçelere ait eski kıyafetlerin, atlı arabalarının, takılarının, eşyalarının sergilendiği bir müze gezdik. İnanılmaz bir zenginlik, görkem, şatafat; Rahiplerin giydiği 60 kg kadar gelen elmaslarla süslü kıyafetler, sırf elmaslarla süslü taçlar, atlı arabalar bile altın kaplama ve elmaslarla süslenmiş.

Koca koca küpeleri, taşlı tokaları , kemerleri, kolyeleri görüp “kadınlar ne güzel o zamanlarda takıp takıştırıyormuş” diyen ben, bu takıların hep erkeklere ait olduğunu öğrenince çok şaşırdım. Küpeleri öyle büyük ki onları taşımak için başlarına takke gibi birşey takar küpeleri de ona asarlarmış , Kıyafetlerden en çok 2. Catherina’nın giydiği incecik belli elbiselere bayıldım eşi 2. petro’nun kıyafetleriyse hepimizi şaşırttı 204 cm lik boyu olan Petronun bir çizmesi neredeyse benim bacağım kadar,

Bu müzede fotoğraf çekmek yasak olduğu için çekemedik desem yalan olur çaktırmadan bir – iki poz aldık tabii

Akşam otele donduk ertesi günkü ekstra turlara katılmayıp hayran kaldığımız Kremlin ve Kızıl Meydana tekrar gitmeye karar verdik. Bunu duyan ve tek başına Moskova da gezmeyi göze alamayan ikisi bay altısı bayan orta yaşın üstünde 8 kişi daha bize katıldı. Ve böylece eşimin elinde moskova metro haritası ve benim Türkçe’ye tercümelerimle (ne yazık ki çoğu yerde latin hafleri yazılmadığı için) çok güzel bir gezi gerçekleştirmiş olduk. Metroyla Kızıl Meydana gidip GUM u, üzerinde saat olan yeraltı çarşısını rahatça gezdik. Ordan tekrar Arbat Caddesine geçip bir İtalyan Restaurant da güzel  bir yemek yedik. ( tavuk değil, asla değil).

Bolşoy Tiyatrosu’nun tatilde olduğunu, binasının da tadilat geçirdiğini öğrendik. Ben yine de fotoğraflarını çektim.kremlin önü satıcılar

Birlikte Moskova turu yaparken eşime ve bana güvenen ve birlikte çok iyi vakit geçirdiğimiz bizim “altın kızlar” diye isim taktığımız tatlı bayanlar ve ben yorgun günün ardından kaldırıma oturup dinlenirken,. Bu turdan sonra sağ salim otele

dönüp, biraz dinlendikten sonra eşimle otelin karşısında gördüğümüz fuar alanına gittik. Burada da büyülendikten sonra otele dönüp casinodaki korelileri izleyip eğlendik

Fuar Alanı

Son günümüzü yine aynı fuar alanında geçirdik. Uçağımız akşam 6 da kalkacağı için saat 2 ye kadar boş vaktimiz vardı. Bu kez fuar alanında müthiş bir klasik müzik sesi duyuluyordu, bu ambiyansa çok güzel bir hava katmıştı, Kitap fuarı da olduğunu öğrenip katıldık. Fotoğrafta görülen tam techizatlı kameraman bendeniz ve arkamda kitap fuarı’nın sloganı hem ingilizce hem Rusca yazısı. “Kitabı Keşfet”. Ruslar kitabı çoktaan keşfetmiş, umarım bir gün biz de onlar gibi kitabı keşfetmiş olacağız.

Sonuç olarak, çok iyi vakit geçirdik, çok güzel yerler gördük ama bizim ülkemiz kadar güzel bir yerin daha olmadığını bir kez daha anladık, belki biraz daha özen gösterip, biraz daha değer vermek gerekiyor.