Okulumuzu Seçerken

İrem bugünlerde hep benzer resmi yapıyor demiştim ve bu yazıda da benzer bir resmini paylaşmıştım ya , şimdi bu resimlerin hikayesini anlatayım.  İrem, gelecek yıl  ilköğretime başlayacağından  kafamız sürekli okul seçimiyle meşgul.  Biz okul seçimiyle uğraşırken ki aslında O’na da çok hissettirmeden yapmaya çalışıyoruz, bizim kız mimari boyutuna geçmiş olayın. Sürekli benzer hallerde, hayalindeki okulu çiziyor.  Kocaman kafalı bir çocuk,  kapısı kahverengi, kollarda 1. kat pencereleri, sonra gözler yine pencere aslında, şapkada yine farklı bir kat ve çatıda bir kuş kafesi, bahçede çocukların istediği zaman sevip bakacakları okulun köpeği, yandaki kız da İrem ( okul arkada kendi önde olduğundan kapı küçük kalmış, öyle diyor). Resimde gördüklerimizden çok daha fazlasını anlatmaya çalıştığından eminim, doğayla barışık, hayvansever ve oyun dolu bir okul var hayalinde.

İrem’in hayalindeki okulu bulmak kadar olmasa da seçim yapmak bir hayli zormuş. Kaldı ki etrafımızda çok çok alternatif yok,  4 -5 alternatif var incelediğimiz. Çocuğumu hangi okula göndermeliyim sorusunun kriterleri her aileye göre değişiyor. Bu ayın Parents dergisinde de  bu konuyla ilgili çok faydalı bir makale vardı ve kafa karışıklıklarımızda yalnız olmadığımızı bilmek rahatlattı bizi.

Hala tam kaydımızı yaptırmadık bu arada  muhtemelen pazartesi netleştirmiş olacağımız okul seçimi maratonumuzda genel  ele aldığımız noktalar şöyle:

1) Devlet Okulu-Özel Okul; Özel okula yakın durmamızdaki tek ve bizce en önemli etken  Dil sorunu. İlköğretim 8 yıl olmasaydı  en yakınımızdaki okul, bizim için en iyi olandı ama dil 15 yaşından sonra öğrenilir gibi gelmiyor bize. Küçüklükten yeni bir dil öğrenmesi önemli o yüzden. Bu konuda dışardan destek yoluna gitmek de bir  seçenek aslında ama sanki dil sürekli bir eğitim olmalı gibi geliyor bize, o yüzden özel okullarda gönlümüz.

2) Bütçe; Özel okul deyince de işler çok karışıyor, fiyatlar arasında 2-3 kat farklar var. Tamam artıları, eksileri oluyor mutlaka ama hayatımızda sadece okul olmayacağından  tüm bütçemizi okula yönlendirmemiz mümkün değil. Okulların bir kısmı süslü püslü sunumlarla hayal dünyasında gezdirseler de gerçekçi bir karar vermek lazım. Ve daha da önemlisi ilköğretimde okuldan çok öğretmenin muhteşem olması, çocuğun öğretmeni sevmesi önemli.  Böyle düşündüğünde kadrolar ön plana çıkıyor, sistemimize güvenin diyerek kadrosunu açıklamayanlar var  ki bu ne kadar doğru bilemiyoruz. Ayrıca   okullar arasında işin ticari boyutunu abartıp,  hesap numarası yerine  velilerimiz ödemeyi unutabiliyorlar bahanesi ile  kredi kartları üzerinden senet yapanlar çok itici geldi bize.

3) Okulların Gezilmesi; Çocukla birlikte mutlaka gezilmeli, aklınıza gelmeyecek bir soruyla gezerken karşılaşmak mümkün, yemek kısmı, sınıf düzenleri sunulan  bilgilerle ne kadar uyumlu ortaya çıkıyor zaten. Yönetim kadrosunu biraz daha tanıyabilmek için de bir fırsat.  Eğitim sistemlerini anlatırken yeni sistemdeki katılım çalışmalı projeli sistemi anlatıyorlar ama  ne kadar uygulandığı okulda sınıfları dolaşırken çok net olarak görülebiliyor. Çok çok ciddi , çok ödevli çok etüdlü bir okul da bize  sıcak gelmiyor.

4) Başarı Oranları; Okul tanıtımlarındaki başarı oranları çok da inandırıcı gelmiyor. Gittiğimiz 3 okul da sunumlarda çok başarılıydı.  Eş, dost, tanıdık yorumlarına da kulak vermek gerekiyor. Bir de biliyorsunuz, şimdilerde başarılı öğrencileri kapıp burs vermek çok moda,  başarılı çocuk da her yerde başarılı. Ayrıca tek başarı,  sınav sonuçlarından ibaret  olmamalı, okulun bir takım ruhu  olması, öğrencilerine verdikleri özgüven de aynı ve belki daha da önemli.  Eşim ve ben hala gurur duyarak anlatıyoruz okullarımızı ve bize kattıklarını. Kendi okulumuzdan birisiyle tanıştığımızda   geldiği disiplini bildiğimizden daha bir yakın hissediyoruz.

5) Sosyallik;  bir önceki konuyla paralel aslında  bu madde. Sosyal okul olması  dersler kadar önemli bizce,   gerek bilim, gerek sanat ,   gerek spor faaliyetlerindeki  başarılarını  da sorguladık  bu yüzden.

6) Hissiyat; Okulu gezerken, yöneticilerle konuşurken ne hissettiğinizle değişiyor karar.  O yüzden okul yönetimlerine tüyo verelim, ezber anlatan, empati kuramayan  kişiler bu görev için hiç uygun değil.

Bu liste çok çok uzar, yazdıkça aklıma daha da detaylar geliyor. Aynı durumda olan tüm arkadaşlara hayırlı kararlar diliyorum.

NOT: Son olarak size  bir sır vereyim, tüm bu seçim detaylarıyla kendimizi biraz da boşa yorduk aslında. İnanıyoruz ki  Pazar günü hayalimizdeki okul,  Galatasaray İlköğretim Okulu’nun kurası bize çıkacak 🙂 🙂