NASREDDİN HOCA

Her yaz gittiğimiz sahillerden topladığımız taşlarla bir çok faaliyet yaptık. Kartona dizdik taşları tırtıl yaptık, rengarenk boyadık saksı süsleri yaptık. Taş toplamaya doyamadığım için öyle çok taş toplamışım ki, elimde bir sürü taş kaldı. Çok yaratıcı fikirleri olan anneme taşlarla ne yapabilirim diye sorduğumda, bana  bebekler yapıp onları boyayarak karakterize edebileceğimi söylemişti. Fikir çok güzeldi, ama ne yazık ki denemelerim çok hoşuma gitmedi, taşları birbirine tutturmakta zorlandım, hoşuma giden bir karakter çıkaramadım ve taştan bebekler yapmayı bunun  gibi sebeplerden erteledim durdum.

Geçtiğimiz bayram geçen bayramda olduğu gibi İnebolu’ya gitmiştik. İnebolu’dan yakın bir sahil kasabasına; Abana’ya  giden eltim bu taş bebekleri görüp bana hediye getirmiş.  Taşların uyumuna, nasreddin hoca çizimine, boyaların güzelliğine bayıldım. Kayseri’ye gelince “Nasreddin Hoca” mı gözümün önüne bir yere koydum ki gelip geçip gördükçe hoşuma gidiyor.

Benim Nasreddin Hoca ile beraber bir çok karakter alternatifi varmış bu taştan bebeklerin. Bu arada eltim ve beraberinde sevgili Muhterem Teyzem, satın aldıkları yerden taşları birbirine ne ile yapıştırdıklarını sormuşlar. Onlar bu iş için mermer tutkalı kullanıyorlarmış ama japon yapıştırıcısı da olur demişler.

Bu arada bizim keçeden yaptığımız Nasreddin Hoca için buraya, Orhan Veli’den Nasreddin Hoca Hikayeleri için de buraya tıklayın yeter:)