Mustafa Kemal

19 Mayıs Atatürk’ü Anma , Gençlik ve Spor Bayramı – 101.Yıl

19 Mayıs coşkusunu yaşamamıza  korona günleri, evde kalmamız engel olamazdı elbette.  Ata’mızın Samsun’a ayak basması ve milli mücadelenin başlangıcının 101. yılı… Bu  ülkede hür yaşayabiliyorsak  bunun  başlangıcıdır 19 Mayıs,  ülkenin içinde bulunduğu o günlerde hiç kimsenin aklına gelmeyen  mücadele yolunu seçtiği , için minnettarız Atatürk’e.  Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve Kurtuluş Savaşına katılan herkesin ruhları şad olsun.

Biraraya gelerek gruplar halinde, gösterilerle kutlayamadık evet ama BAYRAM içimizdeydi.

Read More»

Gazi Mustafa Kemal Atatürk – İlber Ortaylı

İlber Ortaylı’nın “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” ; Bu kitap,  “Atatürk kurucumuzdur”, “büyük inkilaplar yaptı” gibi klişe sözlerle bize Atamızı anlatmıyor.   Atatürk’ün ailesinden, Selanik’ten,  askeri okul döneminden itibaren içinde bulunduğu ortamları, tarihsel olayları, coğrafi şartları, ilgili dönemi etkileyen önemli olayları da çok yönlü olarak içeren  bir biyografi.  Tarih kitaplarımızda böyle olsa  keşke. İlkokuldan itibaren liseye kadar benzer  tekrar cümlelerle  ezberlemeye  çalıştığımız  kronolojik tarihten çok,  olayların hangi koşullar içinde oluştuğunu anlatsalar daha kalıcı olurdu ve  yorumlayıp içimize sindirirdik.   Ve bu şekilde Kurtuluş Savaşı’mızın  bizim için önemini daha iyi anlar, hiç bir şeyle karşılaştırılamayacağını bilirdik.

Kurtuluş mücadalesinde Atatürk’le  bir arada olan değerli silah arkadaşları var. Fakat Atatürk’ün  öngörüsü hiç kimsede yok, İlber Ortaylı kitapta bu farkı şöyle açıklıyor;

Read More»

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

  30 Ağustos Zafer Bayramımızın 94. yılı kutlu olsun. Daha nicelerini çoşkuyla kutlayalım.

Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin yıldönümünü kutladığımız bu günde  başta Atatürk   ve silah arkadaşları olmak üzere İstiklal Savaşı’na katılıp bize bu günlerimizi armağan eden   herkesin ruhları şad olsun.

Milli Bayramlar bizim için bize armağan edilen bugünler için yaşanılanları anma ve çocuklarımıza anlatma günleri; Başkomutanlık Meydan Muharebesi, öneminini  önceki yıllardaki 30 Ağustos yazılarımızdan ulaşabilirsiniz, yazı altındaki linklerden.

Şimdi Büyük Taarruz dan öncesinden , Ruşen Eşref Ünaydın’ın anlattığı anıyı paylaşmak istiyoruz.

Sakarya Savaşı’nın ardından Mustafa  Kemal şöyle der;

Ben bu muharebede iki şey keşfettim ki bunlardan biri askerlik tarihinde şimdiye kadar formüle edilmemiştir.

” Daha iyi hamle etmek için iğreti çekilmeler yaptırdığım bir sırada sırt vere vere ta Ankara kıyılarına gerilediğimizi göz önünde tutarak: “bu hat da elden giderse, hangi hattı müdafaa edeceğiz” diye benden teessürle soran bir değerli kumandana, Yusuf İzzet Paşa’ya: “

Vatanı korumakta hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bir baştan bir başa vatanın bütün yüzüdür. Vatanın bu sathı, en son kayasına kadar düşmanla boğuşularak müdafaa edilecektir.”
cevabını verdim ve bu formülü bir emri yevmi ile bütün orduya tebliğ ettim. İşte bu, ilk benim keşfim, benim buluşum, benim harp tarihine ilavemdir.

Read More»

Ata’mızı Saygıyla Anıyoruz

Atatürk’ü anmak;  Kurtuluş Savaşı’yla vermiş olduğu büyük mücadeleyi ve inkilapları hatırlamak, Atatürk’ü anlamak demek. Birey olarak  amaçlarımız dışında anne olarak da sorumluluğumuz büyük bu konuda; çocuklarımıza en iyi şekilde anlatabilmemiz gerek bunları. O’nun açtığı yoldan  birey ve anne olarak  hep ileriye gitmek çocuklarımızın  bugünümüzden çok daha ileri refah, bilim ve sanat düzeyinde bir Türkiye için çalışmasını ve  gıpta edilecek Türkiye’de yaşamasını istiyoruz çünkü.

Ata’mızın aşağıdaki sözleri bizim bu sorumluluğumuzu en iyi şekilde anlatıyor:

“Türk kadını dünyanın en münevver, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır siklette değil, ahlakta, fazilette ağir, vakur bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi, Türk?ü zihniyetiyle, azmiyle muhafaza ve mudafaaya kadir nesiller yetiştirmektir. Milletin menbaı, hayat-ı içtimaiyenin esası olan kadın, ancak faziletkar olursa vazifesini ifa edebilir. Herhalde kadın çok yüksek olmalıdır. Burada Fikret* merhumun cümlece malum olan bir sözünü hatırlatırım: ?Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer“. 

Read More»

Cumhuriyetimizin 90. Yılı Kutlu Olsun

Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

Read More»

Mustafa Kemal’in Dumlupınar Konuşması

30 Ağustos Zaferi’ni kutlamamıza birkaç gün kalmışken bu zaferin önemini Atam’ızın  30 Ağustos 1924 tarihinde, Başkumandanlık Savaşının İkinci yıl dönümünde Dumlupınar’da yaptığı konuşmadan alıntılar yaparak özümseyelim.

“Bilmeyen kalmamıştır ki: Ulusumuz, egemenliğini eline aldığı gün, en karanlık yoksulluğun, en derin uçurumun kıyısında idi. Bütün güçleri yıpranmış, bütün savunma araçları elinden alınmış, kutsal varlıkları saldırıya uğramış, pek acıklı bir durumda idi. Bütün bunları hiçe sayarak varlığını ve bağımsızlığını kurtarmaya karar verdi. Bu kararını başarıya ulaştırabilmek için kendine bir toplu davranış, bir belirli erek seçmesi gerekiyordu. Ulusun bütün varlığı ile, bütün inancıyla, canını dişine takarak o yolda birlikte yürümesi ve er geç başarıya ulaşması gerekti. İşte baylar o erek bu yerdi, burasıydı. Umulan ve istenen başarı, işte burada kazanılan zaferdi.

Bilirsiniz ki dünyada bir ulusun varlığı, değeri, özgürlüğü ve bağımsızlığı eskiden yaptığı ve ilerde yapacağı uygar eserlerle orantılıdır. Uygarca başarılar sağlamak yeteneğinden yoksun uluslar özgürlüklerini ve bağımsızlıklarını er geç yitirmek durumundadırlar. İnsanlığın tarihi, baştan başa, bu söylediğimi ispatlamaktadır. Uygarlık yolunda yürümek ve başarıya ulaşmak, yaşamanın ilk koşuludur. Bu yol üzerinde duraklayanlar, durup da ileri değil geriye bakıp imrenmek bilgisizliğinde ve dalgınlığında bulunanlar, genel uygarlığın coşup gelen seli altında bir gün boğulacaktır. Uygarlık yolunda başarı, yenilikleri kavrayıp uygulamaya, yenileşmeye bağlıdır. Toplumsal yaşayışta, ekonomik davranışta, bilgi ve teknik alanında, başarılı olmak için ilerleme ve gelişme yolu budur. Yaşamayı ve geçinmeyi sağlayan hükümlerin zamanla olgunlaşıp değişmesi, yenileşmesi kaçınılmaz bir gerçektir. Uygarlığın yeni buluşları, olağanüstü teknik başarıları, dünyayı değişmeden değişmeye sürükleyip durduğu bir evrede, yüzyılların eskittiği davranış ve düşünüşlerle, geçmişe saplanıp tapmakla, varlığımızı korumak olmaz.

 

Gençler !

 

Read More»