Kitaplar Şişmanlatmaz, İmkansızın Şarkısı ve Tatlı Rüyalar

“Kitaplar asla şişmanlatmaz, nadiren günahkardırlar ve daima kişiseldirler.” diyor İdefix , harika değil mi?

Saatlerce kitapçı dolaşmak ve kitapları incelemekten mutlu olduğum bir gerçek. Bunun yanında internetten indirimli kitap almak da çok avantajlı, özellikle de toplu alımlarda:)  İster netten, ister kitabevinden olsun, dün kitaplığımı düzenledim  ve yeni kitaplara yer açtım, mis gibi 🙂

Son okuduğum 2 kitaptan bahsedeyim kısaca.

İlki İmkansızın Şarkısı, Haruki Murakami; Lale Abla (Lale’nin Bahçesi)  sayesinde öğrendiğim yazar, siz bir de ondan dinleyin Murakami’yi. İmkansızın Şarkısı farklı bir aşk hikayesi. “Beni hiç unutma. benim yaşadığımı hiç aklından çıkarma” aklımda kalan çapıcı cümlesi. Unutmayacağımızı sandığımız neleri unutuyoruz değil mi? Basit bir  şekilde   öyle  detaylı anlatıyor ki Japon yazarımız. Olaylar, kişiler , gezilen yerler gözlerinizin  önünde tüm detaylarıyla film şeridi sanki.  En alakasız bir salatalık yediği kısmı bile öyle doğal ve iştahla anlatıyor ki… O anda kalkıp salatalık yemek istiyorsunuz.  Çok etkileyici sıcacık bir kitap, bitsin istemediklerimden.

İkinci kitabım, Tatlı Rüyalar, Alper Canıgüz, . Cehennem Çiçeği kitabını okumuştum daha önce Alper Canıgüz’ün.  Tatlı Rüyalar çok çok eğlenceli,  kitap kapağında yazdığı gibi psiko-absürd romantik komedi, bunların hepsi evet.:) Kitabın giriş  paragrafından itibaren hissediliyor bu; “Zeki Müren’in Zeki Müren rolünde olduğu filmlerde canlandırdığı karakterlerin gerçek ile ilgisi ne kadarsa, bu kitapta sözü edilen kişi ve olayların gerçekle ilgisi o kadardır.” Ben çok güldüm okurken,   heyecanlı ve  son ana kadar sizi şaşırtan bir roman. Çok rüya gören birisi olarak tereddüte düştüğüm kendi rüyalarımı değerlendirmeye  aldım. Rüyalar gerçek midir bilemiyorum ama bizi etkiledikleri ya da bizim düşündüklerimizin yansımaları olduğu  kesin.