Kaydet Hayatını

Hiç gunumde değildim, devamlı atlatamadığım su grip hali miydi beni keyifsiz yapan bilemiyorum ama yapmam gereken önemli işler vardı, özellikle de karne günü için evdeki video kasetlerinde boş yer bulmam gerekiyordu, çünkü çoktan eskimiş olan kameramızın artık kaseti bile satılmıyordu. Her neyse bir sürü kasedi çıkardım ortaya, hiç birinin üzerine de ne tarih, ne de içerikle ilgili bir iki kelime yazmamışım, başladım tek tek izlemeye… Aman yarabbim…

Kadir Mert yeni doğmuş, Oğuz Kaan 1.5 yaşında,  kardeşinin elini tutuyor, “kardeş Kadir Meeert aaalama” diyor,

Alışverişten dönmüşüz kapı önündeyiz, bir sürü paket ortasında Kadir Mert uyumuş, yere oturtmuşuz bir türlü uyanamıyor, biz seslendikçe bir o tarafa bir bu tarafa devriliyor..

Kastamonu’da bir köydeyiz..Oğuz Kaan bir sürü koyunun arasında.. kocaman bir koyunun arkasına geçmiş, o ufacık haliyle koyunu arkasından itiyor bir yandan da “kaç kovaliim” diye bağırıyor, baktı ki kaçıramıyor tuttuğu gibi koyunun kuyruğunu ip sallar gibi başlıyor sallamaya…

Bu arada ne zaman çekim yapmaya başlasak ikisi de başlarını kaldırıp ” gameya” diye parmaklarıyla işaret ederek elimizdekinin “kamera” olduğunu belirtiyor:)

Bunlar gibi daha ne enstanteneler yakalayıp kaydetmişim kameraya yıllardır…Seyrettikçe kendime de inanamadım, çocuklarımın nasıl bu kadar çabuk büyüdüklerine de…

Nedense artık elimizde kameralarla veya fotoğraf makineleriyle gezip her hallerini kaydetmiyoruz çocuklarımızın sadece özel günlerde, kutlamalarda ..oysaki yapmalı, daha çok kayıt altına almalı hayatı…