Kitaplık

Dört Kitap -Hayvan Çiftliği, Yerdeniz Büyücüsü, 1473, Soyka

Okuduğum kitapları bugün yazayım yarın yazayım derken  aylar olmuş,  iyi tarafı bu süreçte daha fazla kitap eklendi listeye… Bir de şöyle bir huy edindim son dönemde  okuduklarımı paylaşmadan kaldıramıyorum başucumdan 🙂

Hayvan Çiftliği- George Orwell; Çok  geç okuduğuma üzüldüğüm , 1945 te yazıldığına inanamadığım kitap.  Günümüzde yaşananlarla herşey o kadar aynı ki… Demek ki insanoğlu her dönemde aynı mücadelelerden geçmiş, benzer kavgalar içinde olmuş diyorum.  Unutuyoruz  ve yeniden yeniden yaşıyoruz ama maalesef … Tıpkı çiftlikteki hayvanlar gibi…

“…doğrusunu söylemek gerekirse Jone’s un zamanında olup bitenler, belleklerinden neredeyse tamamen silinmişti. Şimdilerde yoksuk ve çetin bir hayat yaşadıklarını, çoğu zaman aç kalıp soğuktan donduklarını, uyku uyumak dışında her dakikalarını çalışmakla geçirdiklerini biliyorlardı. Ama eski günlerin daha beter olduğuna inanıyorlar ve bundan mutluluk duyuyorlardı.”

“bütün Hayvanlar eşittir,

ama bazı hayvanlar, öbürlerinden daha eşittir”

Read More»

Hava- Buket Uzuner

Uyumsuz Defne Kaman’ın Su ve  Toprak‘tan sonra  Tabiat Dörtlemesinin beklediğim 3. romanı Hava.

Toprak Romanında Hititler, Çorum Hattuşaş çok güzel derinlemesine işlenmişti. Kitap’ın arka sayfasında Kayseri- Gevher Nesibe görünce heyecanlandım. Ne de Kayseri gelinleriyiz:) Kayseri- Kapadokya- Gevher Nesibe , Toprak romanı Hititlerle karşılaştırıldığında daha yüzeyseldi. Umay Nine , Defne Kaman, Karaca, Semahat, ekibe yeni katılan Kumru ve Ertuğrul Amca’nın sohbetleri ise sıcacıktı. Nükleer Enerji’nin tabiata zararı üzerinde duruluyor. Semahat’in kendi geçmişi ile yüzleşmesi, Umay Nine’nin şifalı telkinleri kısmı etkileyici idi.

En çok da sonundan etkilendim, kitabın sonunu söylemek olmaz elbet. Aslında kitabın bu şekilde bitmesini günümüzle birleştirdiğimde ya ” Adalet” buraları hepten terkederse diye korktum. Okuyanlar daha iyi anlayacaklardır:) Eşimin dediği gibi okuduğum  bazı kitapların  içinde yaşabilme gibi bir  huyum var 🙂

Read More»

Gazi Mustafa Kemal Atatürk – İlber Ortaylı

İlber Ortaylı’nın “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” ; Bu kitap,  “Atatürk kurucumuzdur”, “büyük inkilaplar yaptı” gibi klişe sözlerle bize Atamızı anlatmıyor.   Atatürk’ün ailesinden, Selanik’ten,  askeri okul döneminden itibaren içinde bulunduğu ortamları, tarihsel olayları, coğrafi şartları, ilgili dönemi etkileyen önemli olayları da çok yönlü olarak içeren  bir biyografi.  Tarih kitaplarımızda böyle olsa  keşke. İlkokuldan itibaren liseye kadar benzer  tekrar cümlelerle  ezberlemeye  çalıştığımız  kronolojik tarihten çok,  olayların hangi koşullar içinde oluştuğunu anlatsalar daha kalıcı olurdu ve  yorumlayıp içimize sindirirdik.   Ve bu şekilde Kurtuluş Savaşı’mızın  bizim için önemini daha iyi anlar, hiç bir şeyle karşılaştırılamayacağını bilirdik.

Kurtuluş mücadalesinde Atatürk’le  bir arada olan değerli silah arkadaşları var. Fakat Atatürk’ün  öngörüsü hiç kimsede yok, İlber Ortaylı kitapta bu farkı şöyle açıklıyor;

Read More»

Son Okuduklarımızdan; Zarafet, Bi’ Arkadaşın Başına Gelmiş, Gölgesizler

  Zarafet- Audrey Hepburn’ün Hayatı ; Donald Spoto;

Kitabı okumadan önce  Audrey Hepburn hakkında bildiklerim; güzelliği, kendine has tarzı olduğu ve Unicef yararına yaptığı çalışmalarla iyilikseverliğinden ibaretti.  Biyografisini okuduğumda ise özellikle çocukluk- gençlik dönemi çok etkiledi beni. Hollandalı  Barones annesi ve İngiliz babasının boşanmasından sonra   ile 6  yaşında İngiltere’de yatılı okula başlıyor, babası ile daha fazla görüşebilmesi hedeflenirken tam tersi oluyor 🙁 Sonrasında 2. Dünya Savaşı ile birlikte Hollanda’ya dönüyor fakat Hollandayı etkilemeyeceğini düşündükleri savaşın tam içinde buluyorlar kendilerini. Savaşa ait anıları çok acı elbette.  “Naziler hakkında duyduğunuz ya da okuduğunuz hiçbirşeyi abartı sanmayın. Gerçekler, hayal edebileceğinizin bile ötesindeydi” diye tanımlıyor savaş yıllarını.

Audrey aslında balerin olmak istiyor fakat savaş yıllarında kasları ve yeteneği olumsuz etkeileniyor. Tekrar  balerin olmak için uğraşırken küçük rollerle tiyatroya başlıyor. Ve bizden önceki dönemin daha yakından tanıdığı ünlü bir aktris oluyor. Belçika’da doğan Audrey ‘in evinde Flemenkçe, İngilizce ve Fransızca konuşuluyor.  Bu sebeple “Yorulduğumda dinlenebileceğim bir dil yok çünkü kulağım asla tek bir diksiyona alışmadı. Eleştirmenlerin konuşmamu tuhaf bulmasının sebebi bir anadilimin olmaması” diyor.   Filmlerinde kendi kıyafetlerini seçiyor, modacısı Givency e kadroya dahil ediyor üstelik.  Kitapta evlilikleri , çocuk arzusu,   çoçukları  ile ilişkisi ve  hayatının son yıllarında Unicef e katkıları anlatılıyor.

Çocukken yaşadığı sıkıntılar, savaş yıllarında direnişe yardımlarındaki korkusuzluğunun yansıması   hayatının ileri döneminde  Unicef’le birlikte   çocuklara verdiği  emekleriyle,  yardımlarıyla,  kimsenin girmediği bölgelere korkusuzca girmesi ile gösteriyor kendini. Severek okuduğum bir biyografi oldu.

 

 

Bi’ Arkadaşın Başına Gelmiş; Banu Özkan Tozluyurt, Esra Aylin Akalın ve Mine Çakır tarafından derlenen kitap çok eğlenceli hikayelerden oluşuyor. Çok sevdiğimiz Lale Ablamız ( Lalenin Bahçesi) ve Mavianne‘yle birlikte 99 kadının kuytu köşedeki sırlarını anlattıkları hikayelerden oluşuyor. Maalesef  hangi hikaye kimin bilemiyorsunuz. Acı, tatlısı, komiği ile birbirinden farklı sırlar… Bizim başımıza asla gelemeyecek  bir arkadaşımızın bize anlattığı başından geçenler 🙂

 

 

 

Gölgesizler– Hasan Ali Toptaş. – Kitabı 1994 Yunus Nadi Ödülü aldığı için tesadüfen aldım aslında. Hasan ali Toptaş hakkında bilgi sahibi de değildim 🙁 Güzel bir roman okumak istiyordum ve ilk sayfadan itibaren karamsar olaylar içermesine rağmen elimden bırakamadım. Kitabı yarılamıştım ki arkadaşım kitabı gördüğünde  aa bunun  filmi de / Candan Erçetin’in şarkısı da var dediğinde hatırladım şarkıyı, gitmek isteyip gidemediğim filmi.  Devamını okurken hep şarkı çaldı kulaklarımda.Kitap öyle  farklı ki filme nasıl aktarıldı acaba? Ekşi sözlükte 20 sayfa yorum var kitap hakkında. Acayip, etkisinden hemen çıkamayacağınız bir kitap.

Sanşiro-Natsume Söseki

Sanşiro , 1Q84 ün bende bıraktığı Japon kültürü ve Japonya etkisi ile aldığım kitaptı.  İlk yayın tarihi 1908, o dönemin Japonyasında küçük kasabadan Tokyo’ya üniversite okumaya gelen Şansiro’nun hayatı anlatılıyor.

Şansiro’nun örnek aldığı arkadaşı Yojiro ;

“Sanşiro’nun haftada 40 saat derse girdiğini duyunca Yojiro gözlerini kocaman açarak “Aptal, aptal!” dedi ve öyle bir benzetme yaptı ki Sanşiro yumruk yemişe döndü. “öğrenci yurdunun berbat yemeğini günde on defa yersen damak zevkinin tatmin olacağını sanmak gibi bir şey bu!” Sanşiro utanarak, “öyleyse ne yapmalıyım?” diye sordu. “Tramvaya bin yeter,” dedi. “Tramvaya binip Tokyo’yu on beş ya da on altı defa gez; sen gezerken öğrenme isteğin kendiliğinden tatmin olacaktır” dedi. ” Niye mi , eh yaşayan kafanı ölü derslere hapsederek kendini kurtaramazsın. Dışarı çık , taze hava al. Aklını doyurmanın pek çok yolu vardır ve eh, tramvaya  binmek de hem en sade hem de en pratik çözümdür”

Böylece kendini derslerin dışındaki hayata da vermeye başlıyor.

Read More»

Anne Beynim Aç- Bahar Eriş

Çocuklarımın bebekliğinde, küçüklüğünde daha çok okurdum, çocuk gelişimi hakkında. Büyüdükçe herşeyi öğrenmiş olmuyoruz oysa.  Öğrenmek hepimiz için sonu olmayan bir süreç.  Bahar Eriş’in  “Anne Beynim Aç” kitabını yeni bitirdim, Momtalks‘un fikir annesi kendileri.

Kitabın girişindeki alıntı ile vuruluyorsunuz önce ;

“İnsanlar hala şunu anlamıyor;  Dünyaya çocuk getirmek sadece karnını doyurmak değil, zihnini de eğitmektir. Aksini düşünmek, hem zavallı çocuğa hem de topluma karşı işlenmiş bir ahlak suçudur. John Stuart Mill

Sonra Bahar Eriş soruyor; “O kendini geliştirdikçe siz geride kalırsanız nasıl iletişim kuracaksınız? Değişen ihtiyaçlarını, ilgilerini anlamak için ne yapıyorsunuz? Ne kadar kitap okuyorsunuz? Telefonların bile birkaç ayda bir yeni sürümleri çıkıyor, siz kendinizi güncellemek için neler yapıyorsunuz?”  diyerek çekti beni kitabın içine.  Öyle güzel örnekler araştırmalarla anlatıyor ki… Sevdiğim kısımları ev ahalisine de okudum bolca.

Read More»