Kitaplık

KumKurdu ve Yazmayı Sevmeyen Çocuk

2. sınıf öğrencisi oğlumun  okul programındaki kitaplar dışında da  okuma alışkanlığı kazanması için bol bol kitap okuması isteniyor.  Biraz heyecan için sınıfta belirlenen metod  şu şekilde; her öğrencinin bir zarfı var, okudukları kitapların  adını/ sayfasını  velinin de  imzası ile  bir not kağıdına yazıp öğretmenlerine götürüyorlar, notlar herkesin zarfında birikiyor.  Sürpriz bir anda zarflar açılacak ve sınıfın en çok okuyanı belirlenecek.

Zarf olayı  iyi güzel de Kerem eve gelince oyun istiyor,  ödevler ve okul kitaplarından sonra  kitap okuyalım deyince kaytarıp duruyor:)  Motivasyonu artırmak için okuduğun her kitapla resmini çekelim sonra onlardan film yaparsın diye önerdim. Bu aralar çok seviyor  filmler, kitaplar yapmayı tablette.  Sevdi öneriyi… Abladan  sakladığımız kitaplardan Kumkurdu’nu okumaya başlarken sitedeki eski yazımızı gösterdim, bu çok hoşuna gitti. Anne beni de yaz beni de yaz diye tutturdu. Eee oku o zaman, okumadan  yazamam ki dedim…

Read More»

Kokular Kitabı -Vedat Ozan

Yıllar yıllar önceydi, üniversitedeyken yaz tatilinde  Patrick Süskind’in Koku kitabını okuduğumda, çok etkilenmiştim. Kolay mı kitabın kahramanı  insancıl duygulardan yoksun, yalnızca kokulara karşı görülmedik derecede duyarlı, istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten çekinmeyen bir katildi. 1992’den önce  okumuştum, halen aklımdadır, sonradan çekilen filmini seyretmedim.    Vedat Ozan’ın Kokular Kitabını  instagramda tesadüfen gördükten  sonra 2. kitap “Parfümler” le birlikte  set halinde aldım. Kitaptan önce Vedat Bey’in  Açık Radyo daki Koku programından haberim yoktu, eminim bunları ilk ağızdan dinlemek daha güzeldir.

Kitabın arka kapağında şöyle diyor ” bu kitabı okuduktan sonra; bir bebeği severken, doğalgaz faturanızı yatırırken, başınızın üzerinden bir güvercin sürüsü geçerken, alışveriş yaparken, ansızın nostaljiye kapıldığınızda, kendinizi karşı cinsi etkilemeye çalışırken yakaladığınızda, hatta asansöre bindiğinizde, artık başka çağrışımlarla düşünmeye başlayacaksınız…. Bir odaya girip o odanın duvarındaki bir resmi veya nesneyi tesadüfen görmemiş olabiliriz ama aynı odadaki kokuyu es geçmemiz, atlamamız imkansız.”

Kokuların hayatımızın bu kadar merkezinde olduğunun farkında değilmişim kitabı okumadan önce. Mutluluğumuzda,  üzüntülerimizde, eş seçimimizde, kendimize güvenimizde, başarılarımızda,  kısaca sayamacağımız kadar etkisi var…. 

Read More»

Gölge- İsmail Güzelsoy

Gölge, içine girip yaşayacağınız bir roman. Okumaya başladıktan sonra  ne iş yaparsan yap ,kafanın bir bölümünde dönüyor okudukların. Merakla tekrar başbaşa kalmayı istiyorsun romanla.

Şöyle diyor arka kapakta ; “Neden seninle hikayemi paylaşmam gerektiğini bilmiyorum ama istediğini yapacak, hatırlayabildiğim her şeyi anlatacağım şimdi. Anlamak için acele etme. Bazı şeyleri anlamadan da severiz ya. İnsanları mesela… Aşk başka ne ki?”  Aynen söylediği gibi acele etmeden  keyfini çıkararak okumak gerek, olayların birbirine bağlanması, hikaye  içinde hikayeler  şahane.

Bir  yandan bir masalın içinde  bu dünyadan uzaklaşıyorsunuz diğer yandan masaldaki olaylar yüzünüze çarpıyor  tokat gibi, insanlığımızı hatırlatıyor.  “ O günahsız canlar burada olup biteni gittikleri cennette Tanrı’ya anlattılar bile. Onların meçhul mezarı biziz” gibi, bireysel ya da toplumsal ne çok insanı incitiyoruz bu dünyada 🙁

Read More»

Tokuz Ama Açız- Dr. Ayşegül Çoruhlu

Alkali  Beslenme ile tanıştığımdan bu yana hayatımda beslenmeye karşı tüm bakışım değişti.   En büyük zaafım olan tatlılar, pastalar, kurabiyelere karşı en güzel sunumlar bile cezbetmiyor beni artık…  Eskiden sabah ofise gittiğimde paha biçilmez olan poğacalar değerini kaybetti… Üstelik zorlamadan oldu bu değişim.  Evde kek yapmak yerine elma sirkesi yapmaya kafa yoruyor, elmanın sirkeye dönüşünü izleyip sevinirken buluyorum kendimi anlayın artık 🙂 Alkali Diyet kitabından bahsettiğimiz bu yazıyı  sevgili doktorumuzun   “İşin özü her hücreyi tek tek sağlıklı kılacak  koşulları sağlamaktır. Konuya tepeden bakıp büyük resmi görmek ve küçük hücreyi anlamak gerekir.” sözüyle bitirmişiz.

Alkali Diyet kitabından sonra gerek Ayşegül Hanım’ın instagram hesabından gerek başka kaynaklardan alkali olmakla ilgili çok şey öğrendim. Üzerine bir de “Tokuz Ama Açız” kitabını okuyunca, şu anda aynen yukarda dendiği gibi kendimi  vücudumuzun çalışmasının büyük resmini  görüyor hissediyorum. İkinci kitaptan oldukça geç bir zaman sonra 2. kitabı okudum ama belki uzun zamandır takipte olduğum için bir çok bilgi yerli yerine oturdu.  Tıp bilgisi olan herkes biliyordur vücudun çalışmasını demeyin. Bilmek var, bilmek var… Bütün hastalıkların beslenmemizle ilgili olduğunu idrak ettiğimden bu yana ne yediğim daha önemli…

Read More»

Oblomov – Gonçarov

Oblomov’u  ağır ağır, sindire sindire,  yanımdakilere anlata anlata okudum.  Bu yeni alışkanlığım; okuduğum kitabın sevdiğim bölümlerini anlatıp duruyorum. Kitap düşkünleri için  can sıkıcı bir durumdur eminim,  yanımdakileri de  aynı kitabı okumaktan vazgeçiriyor olabilirim. Eşim, zaman zaman okuduğum  kitabın içinde yaşadığımı da  söylüyor:)   Kısaca etrafımdakiler benden bol miktarda   Oblomov dinlediler, o kadar çok anlattım ki (kitabın yarısına bile gelmemiştim) eşim bu kadar anlattın daha yarısı etmemiş kitabın, okuduğundan fazlasını mı anlatıyorsun  diye dalga  geçti benle.

Ivan Gonçarov’un bu kitabı 1812  yılında yazdığına inanmakta zorlandım. Aradan 200 yıl geçiyor insanoğlu hep aynı:) haini hain, safı saf. Oblomov ise temiz  tertemiz ama hiç bir katalizör onu hareketlendirmeye yetmiyor maalesef.  Bu arada benim okuduğum kitabın Ruşça dan çeviren  Gülderen Süer idi,  çok anlaşılır hatasız bir Türkçe  olması dolayısı ile de zorlanmadan okudum.    Çok klasikleri okuyabildiğimi söyleyemem ama Oblomov u sevdim bence okunması gereken bir kitap.   Ne zaman miskinlik yapsamhep aklımda olacak.

Kitabı okumayıp /  okumayı düşünenler devam etmesin  yazının burdan sonrasına lütfen heyecanı kaçmasın.

Oblomov’un miskinliğinden kurtulması umuduyla okudum hep sonuna kadar. Her bir aşamada umutla doldum, Olga’nın tersine O’nun değişmeyeceği ümidimi son dakikaya kadar  bırakamadım. Olmadı ama, iyi saf adam kurtulamadı üstündeki ölü toprağından…. O’nu kandırmaya çalışanları geç de olsa kendinden uzaklaştırsa da çıkamadı evinden.   Hiç bir şey için hırslanmadığından mı, azla yetinebildiğinden mi oldu  bilemiyorum.

Read More»

Yaralısın Türkiye- Enver Aysever

Oblomov gibi olmak… Yapacağı işleri düşünmenin bile zor gelmesi… Bu aralar “Oblomov” u okuyorum daha başları ama  sevdim kitabı.

Aylardır sürdüğüm tembelliğimi  hatırlattı. Yapmak istediklerim listem hep artarken fiiliyat başka. Çocuklaçocuğa da yeterli vakti ayıramadım, oysa yazmak  el yapımı şeylerle uğraşmak, örgü, oyuncak, vs  tek başına terapi benim  için. Oblomov’ un bendeki ilk etkisi ” Oblomovluk yapma” diye kendimi telkin ediyorum. İşyerinde masamda biriken dosyaları da temizledim, yeniden yazmaya başladım mesela:) Kitabın bitişine yine yazarım Oblomov’u.

Kitaptan başlamışken kitap ile devam edelim; son bitirdiğim kitap “Enver Aysever-Yaralısın Türkiye”.

Read More»