Günlük Hayat

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

  30 Ağustos Zafer Bayramımızın 94. yılı kutlu olsun. Daha nicelerini çoşkuyla kutlayalım.

Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin yıldönümünü kutladığımız bu günde  başta Atatürk   ve silah arkadaşları olmak üzere İstiklal Savaşı’na katılıp bize bu günlerimizi armağan eden   herkesin ruhları şad olsun.

Milli Bayramlar bizim için bize armağan edilen bugünler için yaşanılanları anma ve çocuklarımıza anlatma günleri; Başkomutanlık Meydan Muharebesi, öneminini  önceki yıllardaki 30 Ağustos yazılarımızdan ulaşabilirsiniz, yazı altındaki linklerden.

Şimdi Büyük Taarruz dan öncesinden , Ruşen Eşref Ünaydın’ın anlattığı anıyı paylaşmak istiyoruz.

Sakarya Savaşı’nın ardından Mustafa  Kemal şöyle der;

Ben bu muharebede iki şey keşfettim ki bunlardan biri askerlik tarihinde şimdiye kadar formüle edilmemiştir.

” Daha iyi hamle etmek için iğreti çekilmeler yaptırdığım bir sırada sırt vere vere ta Ankara kıyılarına gerilediğimizi göz önünde tutarak: “bu hat da elden giderse, hangi hattı müdafaa edeceğiz” diye benden teessürle soran bir değerli kumandana, Yusuf İzzet Paşa’ya: “

Vatanı korumakta hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bir baştan bir başa vatanın bütün yüzüdür. Vatanın bu sathı, en son kayasına kadar düşmanla boğuşularak müdafaa edilecektir.”
cevabını verdim ve bu formülü bir emri yevmi ile bütün orduya tebliğ ettim. İşte bu, ilk benim keşfim, benim buluşum, benim harp tarihine ilavemdir.

Read More»

Tokuz Ama Açız- Dr. Ayşegül Çoruhlu

Alkali  Beslenme ile tanıştığımdan bu yana hayatımda beslenmeye karşı tüm bakışım değişti.   En büyük zaafım olan tatlılar, pastalar, kurabiyelere karşı en güzel sunumlar bile cezbetmiyor beni artık…  Eskiden sabah ofise gittiğimde paha biçilmez olan poğacalar değerini kaybetti… Üstelik zorlamadan oldu bu değişim.  Evde kek yapmak yerine elma sirkesi yapmaya kafa yoruyor, elmanın sirkeye dönüşünü izleyip sevinirken buluyorum kendimi anlayın artık 🙂 Alkali Diyet kitabından bahsettiğimiz bu yazıyı  sevgili doktorumuzun   “İşin özü her hücreyi tek tek sağlıklı kılacak  koşulları sağlamaktır. Konuya tepeden bakıp büyük resmi görmek ve küçük hücreyi anlamak gerekir.” sözüyle bitirmişiz.

Alkali Diyet kitabından sonra gerek Ayşegül Hanım’ın instagram hesabından gerek başka kaynaklardan alkali olmakla ilgili çok şey öğrendim. Üzerine bir de “Tokuz Ama Açız” kitabını okuyunca, şu anda aynen yukarda dendiği gibi kendimi  vücudumuzun çalışmasının büyük resmini  görüyor hissediyorum. İkinci kitaptan oldukça geç bir zaman sonra 2. kitabı okudum ama belki uzun zamandır takipte olduğum için bir çok bilgi yerli yerine oturdu.  Tıp bilgisi olan herkes biliyordur vücudun çalışmasını demeyin. Bilmek var, bilmek var… Bütün hastalıkların beslenmemizle ilgili olduğunu idrak ettiğimden bu yana ne yediğim daha önemli…

Read More»

Nohuttan Yoğurt Mayası


Ev yoğurduna oyle alışmışım ki hazır yoğurtları yiyemiyorum, hazır yoğurtların içindeki katkı maddelerini ve zararlı yönlerini duydukça da iyiki yemiyorum diye düşünüyorum , bu yüzden uzun yıllardır yoğurdumu sütçüden aldığım sütle veya beş kiloluk pastörize sütlerle mayalıyorum…yoğurt mayalamayı daha önce burada ve burada anlatmıştık, süt belli ısıya getirilip içine belli miktar yoğurt maya olarak konup bekletilerek yapılıyor.

Yoğurt mayası içerdiği yararlı bakterilerin özelliği nedeniyle  bir süre sonra özelliğini kaybeden bir maya türü,  dolayısıyla en fazla yılda bir kez mayayı yenilemek gerekiyor,  lakin gecmişini bildiğimiz güvenilir mayayı nereden bulacağız sorunuyla karşılaşıyoruz bu kez.

Yoğurt mayası çiğ tanesiyle  nohutla veya çam kozalağıyla yapılabilir olduğunu öğrendim ve nohutla maya oluşturmaya karar verdim.

Bunun için bir bardak günlük pastörize 15 tane nohut tanesi koydum, bardağın ağzını kapayıp etrafını bir havluyla sardıktan sonra fırının içinde 24 saat kadar mayalanmasını bekledim.

Read More»

Hayırlı Ramazanlar

Hayırlı  Ramazanlar !

Ramazan   huzurdur,  dinginliktir, kim olduğumuzu, niye yaşadığımızı hatırlamamızdır,  heyecandır iftar vaktine duyulan.

Birbirimize sevgimizi, saygımızı hatırlayacağımız bir Ramazan olsun bu Ramazan. En temelde buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Oruç tutanın , tutmayanın birbirini yabancılaştırmadığı, yardımcı olduğu bir Ramazan.

Eski Ramazanlara ait anılar anlatılır ya, benim de var Ramazan deyince hep aklıma gelen bir görüntü hayal meyal.  Çocuğum, yayla evindeyiz (yine yaza geldiği dönemmiş demek ki) ne televizyon var ne  cep telefonu, sadece radyo…  Çarşıdaki caminin sesi de  mesafeden dolayı duyulmaz. Sofrayı hazır  eder bekleriz iftarı…, Annem, anneannem oruç, biz de tutuyoruz sanırım ara ara.  Beyler Adana da iş başında, biz yalnızız yaylada…

Read More»

Ya İstiklal, Ya Ölüm

İngilizler 9 Mart 1919 da Samsun’a askeri birlik çıkarmışlardaı. Buna tepki olarak Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekmişti. ve İngiliz Yüksek Komiserli’nin de Türk halkının silahlandığı konusundaki şikayetleri üzerine , bu bölgeye güvenilir bir kumandanın gönderilmesine karar verilmişti. Mustafa Kemal için bu “görev” bulunmaz fırsattı. Ve bu yolculuğa çıkışının gerçek amacını, “Nutuk” ta  dile getirecekti….

“Temel ilke, Türk Milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklale sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklalden yoksun millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez. Halbuki Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabileyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir  millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!… O halde, Ya istiklal, ya ölüm!

“Ya istiklal, ya ölüm” rotasıyla yola çıkılıp nice kan ve emekle  bize bu ülkeyi emanet eden başta Atatürk ve silah arkadaşlarına borcumuz büyük, ruhları şad olsun.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve  Spor Bayramı’mız kutlu olsun

 

Yardımcı Meselesi ve Familo Net

Yardımcı Mesele’leri serisi yazmıştım bir dönem, serinin son yazısı burada.  Kerem küçük, İrem  de küçük, eşimin şehir dışında olması, benim işim derken yardımcı büyük soruna dönüşüyordu.  Bir panik havası oluyordu bakıcısız kalmak, ne yapacağımızı planlamak… Bu şehirde  yakınlarımızın olmadığını da eklemeliyim.  1 hafta diye gidip 3-6 ay dönemeyen  Gürcü bakıcı hikayeleri benim için gerçekten üzücü idi. Çok şükür şimdi ki bakıcımızın 2 yılı aşkındır bize  giderken dönecem dediği tarihler, +2 gün dışında sapmadı, güveniyoruz  bu anlamda.  Çocuklarım da büyüdü 🙂 Evde yalnız kalmasalar da İrem  anahtarı ile içeri girebiliyor ve birlikte  bekleyebiliyorlar.  ( Yalnızken tartışmalarından korkuyorum en çok). İki hafta önce de bakıcımız  memleketine gitti ve yeni döndü. Okul zamanı gidişler de artık panik olmuyorum, ne yapacağım diye.   Çocukları servise bindirip işe gidiyorum, onların dönüş saatinde de evde oluyorum,  işten izin alarak idare ediyorum. Ekim ayında gittiğinde de  öyle yapmış ve bir kaç gün de 15-20 dakika onlardan geç gelmeyi denemiştim. Bu kez biraz daha ilerlettim, çocuklardan yarım saat sonra geldim eve.  familo.net uygulaması sayesinde de İrem in okuldan çıkışını eve gelişini izledim. Eve gelir gelmez telefonla kontrol edip  eve doğru yola çıktım.

Eve  geldiğimde, önce birlikte  ev toparlama ve  ardından yemeğe geçiyorduk.  İlk günlerde ev toparlama işine ahlar vahlarla yaklaşan çocuklar,  son gün bana sürpriz yapıp ben gelene kadar evi toplamışlardı. Nasıl mutlu oldum anlatamam.  Tina nın gelişini de en çok bu  ev toplama meselesinden istediklerini itiraf ettiler:)

Read More»