Günlük Hayat

30 Ağustos Büyük Taaruz ve Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

 

30 Ağustos Zafer Bayramız kutlu olsun.  Büyük Taaruz Zaferi’nin 95. Yılını kutladığımız bugünde Atatürk’ün anısısı paylaşıyoruz. Nurlar içinde yatın Atatürk, silah arkadaşları ve kurtuluş savaşına katılan herkes…

30 ağustos 1922 Başkomutan Meydan Muharebesi sonunda, toplam beş gün içinde, Yunan ordusu, İzmir’e doğru çekilmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal, işgalciyi tümüyle topraklarımızdan çıkarmak üzere takibe devam kararındaydı. 1 eylül 1922 de Garp Cephesi Komutanlığı’ndan şu tarihi telgrafı çekti:
” Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları!
Afyonkarahisar- Dumlupınar büyük meydan muharebesinde zalim ve mağrur bir ordunun asıl muharebe birliklerini inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ettiniz. Büyük ve necip milletimizin fedakarlıklarına layık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. saibimiz olan büyük Türk Milleti, istikbalinden emin olmaya haklıdır. (…)
“Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin fikri güçlerini, kahramanlık ve vatanseverliğini, birbirleriyle yarışırcasına göstermeye devam eylemesini talep ederim.” Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”
Bu emir sonrasında, Büyük Taarruz’un başlangıcından itibaren geçen 15 günlük bir sürede, Türk ordusu, 400 km kat ederek, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girdi.

Read More»

Bir Ev Kazası

Bir ev kazasında düştüm ve sağ omuzunda bir çatlak oluştu. Acilde çekilen röntgende kırık görünmüyordu fakat ertesi gün ortopedi uzmanının kontrolü  ve çekilen  MR sonrasında çatlak tespit edildi. Ve hayatımıza yeni bir terim girdi “humerus üst uç  kırık- kapalı”. Çok şükür bir ameliyat veya alçı  gerekmedi, askılık kullanıyorum. Çok daha kötü hastalıklar var, binlerce şükür halime, ağlayıp sızlanmak istemiyorum. Amma velakin bir sağ el kullanıcısı ( sağlak ?:)) olarak sol elle yapılabilecekler oldukça kısıtlı, elim kolum bağlı oturuyorum.  Yaklaşık 2 hafta oldu.

İlk muayene sonrasında; “elimi oynatabiliyorum, nasılsa sorun  da omuzumda” diyerek  bazı işleri evden  labtopta yapabilecegimi düşünmüştüm fakat bu hayalperestlik çok uzun sürmedi. Bir kaç gün sonra  doktorumun  bana neden kızdığını, ” bu konuyu ciddiye alın, mühendis hanım”dediğini anladım. İnsan hasta olduğunu kabullenmesi gerçekten moral bozucu oluyor .Hayalperest halim daha iyiydi :))

Read More»

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayram’ımız Kutlu Olsun

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız Kutlu Olsun.

Bu bayramda  Atatürk’ün çocuklarla ilgili anılarından birisine yeniden yer vermek istiyoruz, 2008 de paylaşmıştık.

Anıya ; 80’lerde ilkokuldayken aldığımız kitabım Avni Altıner’in Her Yönüyle Atatürk kitabından ulaştık.

Atam hep izindeyiz, sana minnettarız.

“””

Mustafa Kemal’in ilk Cumhurreisliğine seçildiği sıraydı. Bir sabah Çankaya sırtlarında arkadaşlarıyla gezmeye çıkmıştı. Gazi yanına sokulan bir çocuğu yakaladı. Çelik bakışlarıyla alemi büyüleyen gözlerini onun yüzüne dikip gülümseyerek sordu;

-Adın ne senin bakayım?

– Cemil

– Çankaya’da mı oturuyorsun?

– Yok. Ayrancı’da

-Mektebe gidiyor musun?

Çocuk başını öne doğru hızla eğdi

-E… Ne okuyorsun mektepte?

-Her bir şey okuyoruz.

-Peki ben kimim Cemil?

Çocuk zeki bakışlarını Ata’nın üzerinde gezdirdi:

-Sen Gazi Paşasın.

Ata gülümsedi.

– Olmadı . Cemil ben senin Gazi Paşa değilim. Beni benzettin sen.

– Yok benzetmedim iyi biliyorum, sen Gazi Paşasın.

-Nereden biliyorsun?

Çocuk kendinden emin bir tavırla.

-Çünkü, dedi sana hiç kimse benzemez…

Çelik gözler bulutlandı. O eşşiz kafanın içinden kimbilir ne düşünceler geçti o anda:

Büyüdüğü zaman ne olacağını konuştular sonrasında.

Sonra O’nu oyuna iade edip yoluna devam ederken yanındakilere döndü:

– Milletin. bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak dedi.

Daha Nice Güzel Günlerin Olsun Fulya’cım

Fulya’cım canım  arkadaşım ,  uzaklarda olsak da  hep aklımın bir köşesinde olan , özlediğim  dostum…

Zor günlerdeyiz, canımız sıkılıyor …

Ama  önümüzde güneşli günler var ..

İstediğin hayal ettiğin tüm güzellikler senin olsun,

İyi ki varsın, iyi ki doğdun.  Doğum günün Kutlu olsun 🙂

Umut Binbir Ayaklı

Umut Güneşte Saklı

Umut Edenler Haklı

Umut İnsanın Hakkı

Nazım Hikmet Ran

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kombuçayı Nasıl Yapılır?

Üç dört aydır düzenli tüketmeye çalıştığımız kombuçayımız bu nedenle evimizden hiç eksik olmuyor. Bu fermente çay ile ilgili bilgi toplayıp yapmaya başladığımdan beri okuyup, araştırmaya devam ettim, en sonunda bir düzene oturtup kendimce doğru şeklini buldum. Konuyla ilgili ilk yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Orada çayımızı nasıl hazırladığımızı anlatmamıştık. Bu yazıda ondan bahsedelim istedim.

Kombuçayı her seferinde 5 litrelik kavanoza 4 litre olarak demliyorum.

  • Temiz ve deterjandan iyice arınmış bir çelik tencerede 4 litreden biraz daha fazla suyu kaynatıyorum. (Su kaynadıkça biraz azalma payı)
  • Su bir süre kaynayınca litre başına yarım su bardağı veya tepeleme dört yemek kaşığı (yaklaşık 70 gr ediyor )
  • 4 litre suyum olduğu için iki su bardağı yani 280 gr kadar şeker ilave edip tamamen eriyene kadar beş altı dakika kaynatıyorum.
  • Daha sonra içine 4 tane demlik poşeti çay ilave ediyorum. Sallama poşet olursa sayı 10-12 kadar olur
  • Ben yeşil çay tercih ediyorum ,çay ile birlikte 5 -6 dakika daha altı kısık şekilde kaynatmaya devam ediyorum. Poşet çayı çıkarıyorum.
  • Daha sonra kaynamış su ile dezenfekte ettiğim kapak ile tencereyi kapatıp çayın soğumasını bekliyorum.
Read More»

Son Dönemde Okuduklarımız

Okul döneminde tam bir antrenman/ kurs annesi modundayım.  Evimiz merkezden uzak olunca çocukların müzik  kursu ve spor antrenmanları da daha da bir etkiliyor bizi. Spora bırakınca bende yakın yerlerde geziniyordum ama  ondan da sıkıldım  Son  haftalarda  arabayı park edip kitap okumayı tercih ediyorum özellikle  kızımın akşam saatlerindeki antrenmanlarında.  Bu durumda gayet hoşuma gidiyor aslında.    Benim ve oğlumla birlikte okuduğumuz kitaplardan bahsedeyim.

Orhan Pamuk – Kırmızı Saçlı  Kadın; Sıkı bir Orhan Pamuk okuyucusu olduğumu söyleyemem. Bu kitap ise kolaylıkla çok hızlı bir şekilde okuduğum Orhan Pamuk romanı oldu. Efsaneler hayatımızı bu denli şekillendirebilir mi? Anlatıla anlatıla bu güne dek geldikleri için efsane dediğimiz hikayeler belki de  her dönemde tekrar tekrar yaşandıkları için efsane. Kitabın içerisinde sürekli tekrarlar yapsa da ben sonun  farklı olacağını düşünmüştüm.  Kitabın son bölümünde Kırmızı saçlı kadının oğlu Enver’i anlattığı bölüm, oğluna  karşı gösterdiği sevgi ve merhamet  içimi acıttı.  Acısını ise içimde hissettim. Okurken kitabın içinde yaşadım  diyebilirim.

Read More»