Gezi Günlüğü

Deniz Müzesi

Bu hafta okulların başlaması ile yoğun hafta sonu programlarımızda başladı. İrem’in lise sınav hazırlıkları, Kerem in basketbolu ve her ikisinin piyanoları deyince hafta sonlarımız full diyebilirim dönem içerisinde. Kaytarma yapmadan disiplinle devam ediyoruz:) Sömestr tatilinde ise hafta sonu kurslar olmayınca   bol bol gezme fırsatımız oldu.

Gezi duraklarımızdan birisi Deniz Müzesi idi, uzun zamandır gitmek istiyorduk. Benim babaannemin dedeleri, babası ve kardeşleri  yüksek rütbeli Deniz Subayları . Fakat maalesef zamanında babaannemi  dinlemediğimizden secere bir yerden sonra kopuyor ve eksik kalıyor. Biz de  az bildiklerimizi birleştirmeye çalışıyoruz. Deniz Müzesi de belki bir arşive ulaşmak umuduyla daha bir özel  müzeydi bizim için, web sitelerinden arşiv araştırma isteği yapabiliyormuşuz, incelerken gördüm.

Müzenin bir  bölümü restorasyonda olduğu için gezemedik.  Gezdiğimiz bölümdeki  Osmanlı dönemine ait kayıklar müthiş şaşalı. Saltanat kayıkları adına yaraşır şekilde zengin görünümlü, ihtişamlı.

Read More»

Sömestr Tatili-Kocaeli Bilim Müzesi

Tüm öğrenci ve öğretmenlerimizin yarı yıl tatilinin  güzel geçmesini dileriz. Okul müdürümüz  son bir kaç  yıldır sömestr tatili öncesi konuşmasında hep aynı mesajı veriyor;  “Anneler, babalar çocuklarınıza tatilde daha çok zaman ayırın,  onları anneanne, babaanne, dedeleriyle bir araya getirin.bol bol tatil yapıp oyun oynasınlar” Gurbette çalışan bir aile olarak  bu mesajın beni  hüzünlendirdiği itiraf etmeliyim. Bu yıl sömestr tatilinde de kullanmak istemedik yıllık iznimizden  çok fazla. Neyse   hafta içi akşamlar ve hafta sonları bizim onların gönlünce bir tatil geçirebilmesi için 🙂  Bu hafta sonunu sinemayla başladık.

Kocaeli ve yakın civarda  yaşanlar için güzel bir önerimiz var; Kocaeli Biim Müzesi, 2 hafta önce Stem  Etkinliğinde gitmiştik.

Read More»

Safranbolu-2 Tokatlı Kanyonu

Safranbolu eski çarşıda geçirdiğimiz günden sonra 2. günümüzü Tokatlı Kanyonu’na ayırdık. Kanyonu gezmek için cüzi bir giriş ücreti var (3 TL-2017) değer bence. Kanyonun toplam 9 km olduğu yazıyor fakat sanırım bizim yürüdüğümüz alan yarısı kadardı. Doğada yürüyüşü seviyorsanız paha biçilmez. Yeşilin her tonu, akarsu sesi…

Yalnız söylemeden edemeyeceğim, o güzelim suya pet şişesini atanlar ruhsuzlar, hiç gezmeyip evde otursunlar! Doğa fazla onlara, çöpleri ile evde yaşasınlar! Elinde taşır çantasına koyar da yine de  çöp atmaya kıyamaz insan böyle bir güzelliğe.

Read More»

Safranbolu-1

Mayıs Ayı’nın başıydı Safranbolu’ya gidişimiz, iki günlük kısa bir tatil. Kalabalık 1 Mayıs tatili seçmemiz dışında her şey çok güzeldi, Mostar’a benzettik Safranbolu’nun evlerini. Tepeler üzerine kurulmuş yürüyerek gezebileceğiniz bir şehir;  yazın bağlara gidilirmiş, “Çarşı” kısmı eski kışlık olarak kullanılan şehir kısmı. Çarşı ve Bağlar semtlerinde toplu olarak korunabilmiş Safranbolu evleri.

Çok kısa bir tarihi bilgi;
Safranbolu antik devirde “Pablogonya” olarak bilinmektedir. 1196 yılında Selçuklular tarafından alınmış ve Türklerin egemenliği altına girmiştir. Tarih boyunca çeşitli uygarlıklar arasında yerde el değiştirdiği gibi Türk beylikleri ve Osmanlı arasında da değiştirmişti 1423 yılından itibaren Osmanlıların kesin egemenliğine girmiştir 17. yüzyıldı Sinop- Gerede- İstanbul ticaret yolu üzerinde önemli bir konaklama ve malların değişim merkezi olmuştur.
Safranbolu sivil Osmanlı mimarisini yansıtan geleneksel Türk evleriyle , toplum yaşantısının bütün özelliklerini günümüze taşıması ve  zamana karşı kurulmasıyla 17 Aralık 1994 tarihinde Dünya miras listesine alınmıştır.

Read More»

Efes – 2

Dünya Mirasımız Efes’ e devam edeyim, bu yazıya sığmamıştı.

Yakınlarındaysanız , yağışsız ve  güneşli günler ise kaçırmayın  Efes i gezmeyi.

Read More»

Dünya Mirasımız Efes

Efes Antik şehri 1994’te UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen ve  2015’te ise tescillenen Dünya Mirasımız. Bu yaz  tatil yaptığımız Özdere’ye çok yakındı , 1 günümüzü Efes, Selçuk  ve çevresine ayırdık. Yaz çoktan bitti biliyorum, yeni sıra geldi 🙁 Ayrıca bu mevsimde yağış olmayan güneşli günde daha güzel olabilir gezmesi. Yazın  sıcak günlerinde  gezenlerse suyu ve şapkayı unutmamalı.

Efes antik kentinin ilk kuruluşunun MÖ 6000 yıllarına kadar uzandığı söyleniyor. Önceleri  Kaystros ( Küçük Mendres Irmağının Ege Denize döküldüğü körfezin kıyısında ve Pion dağı  eteğindeydi. Bu ırmağın getirdiği alüvyonlar limanı doldurunca dağın güneybatı yanına, Bülbül  Dağı yamaçlarına taşınmıştır. Antik Çağda Efes, Kaytros vadisinden geçerek Asya’ya ulaşan büyük bir ticaret yolunun batısında, bu yolun başlama noktasıydı. Persler, Atinalılar  olmak üzere bir çok  farklı egemenliğin altına giriyorlar. Bu kadar uzun bir medeniyetin tarihi anlatmak bana düşmez. Okuduklarımdan dinlediklerimden ve gördüklerimden inanılmaz etkilendiğini söyleyeyim sadece. Bizim imkanlarımızla karşılaştırılınca hep “nasıl yapmışlar” sorusu geziyor aklınıza.  Antik kenti gezerken kulaklıklı sesli rehberlik sistemi kiralayarak gezmenizi tavsiye ederim.  Her sütun daha bir anlam kazanıyor hikayesini  öğrenince.

Antik Kentin 2 girişi var. Biz aşağı kapıdan girip önce yukarı kapıya (Magnesia Kapısı) kadar  kadar  yokuş yukarı hızlıca yürüdük, gezinin başında enerjimiz yüksekken. Sonra aşağıya eğimle  yavaş yavaş   kulaklık rehber eşliğinde yürüdük.   Aşağı kapıda faytoncular vardı ; yukarıya çıkmanın zorluklarından bahsedip durdular işleri gereği ama biz yürümekle iyi yaptığımızı düşündük.

Read More»