KABAKULAK

Halsizdi, kırıklığı vardı bir kaç gündür üstünde..iştahı da azalmıştı tam da kilo almaya başlamıştı biraz. O gece ateşlendi ateş düşürücüyle düşürdük ateşini, inatçı bir ateş değildi. “Biraz boğazım ağrıyor anne” dedi Sardım hemen boğazını annemden kalma alışkanlıkla. Ertesi gün turp gibi kalktı. Boğazimin ağrisi geçmiş dedi. Gitme okula dedim.Olmaz anne geri kalırım arkadaşlarımdan dedi. Küçük oğlum Kadir Mert o gece iyi yattı ama ertesi gece tekrar ateşlendi. Belli ki var bir durum ama geçiyor geçmiyor tam anlamadım. Sağlık ocağına götürsem biliyorum yazıcak hemen antibiyotik, o yüzden bekliyorum belki virütiktir hemen geçer diye ama  dördüncü gece yine ateşlenince mecburen götürdüm. Oradaki doktor ablamızla da hemşeri çıktık çok mutlu olduk. “Madem hemsehriymişiz burdan eli boş göndermeyeyim seni” dedi, Kadir Mert’e numune bir kaç kağıt kalem verdi. Bizimki onları görünce iyileşti zaten, çok mutlu döndü eve. Antibiyotiğe başladık aradan iki gün geçti pazartesi sabahı kaldırdım giydiriyorum, Aman Allahım bir de ne göreyim oğlumun kulağının altı boynuna doğru kocaman olmuş. Kabakulak olmuşssun K.Mert dedim O da ne der gibi yüzüme baktı. Bu kez üniversitede Profesör olan ufak tefek hastalıklarda aramadığımız doktor amcamızı aradık. Hastaneye giderken zıplayıp duruyordu oğlum. Doktor amcamız kesin teşhisi koydu , kabakulak olduğunu , diğer kulağa geçme olasılığının 50% olduğunu söyledi.

Akşam Kadir Mert’in şişi de inmişti, hastalığı da geçmişti sanki tutmasam düz duvarlara tırmanmaya başlamıştı bile.

-Oğlum bak hastasın biraz dikkat et kendine

-N’olur ki anne?

-Kulağın şişmişti ya , her tarafın şişer bu kez.

-Bacağımda mı şişer anne

-Tabi bacağın da şişebilir.

-Kaba bacak mı olurum o zaman da?

:)))

Küçükken olduğu aşılardan mı yoksa kullandığımız antibiyotikten mi bilmiyorum. Hastalığı çabuk atlattı K.Mert ama hastalığın kuluçka devresi bir süre daha devam ettiği için okula gidemedi bir kaç gün.