İSTANBULLULAR-BUKET UZUNER

istanbullularÖzellikle ilk bölümlerinde kişilerin uzun uzun tanıtıldığı ve bölüm aralarındaki İstanbul tasvirleriyle akıcılıktan biraz yoksun bir kitap olmuş.

Ama ben yine de elimden bırakamadım,  Buket Uzuner kitaplarına olan sevgimin  de etkisi büyüktür. Yoksa sevmediğim, sıkıldığım kitapları sonuna kadar okumaya devam etme alışkanlığımdan vazgeçeli yıllar oldu, kendimi zorlamıyorum artık.

Kitapta İstanbul Atatürk Havalimanında karşılaşan 15 insan üzerinden, İstanbul mozaiği anlatılıyor. Ve bir de aşk var.

Arka kapakta yazıldığı gibi;

….Modernitenin ve şehrin sınırında genetik bilimciden gurbetçi işçiye, taksi soföründen ünlü bir heykeltraşa , tuvalet temizlikçisinden mimarlar odası eski başkanına kadar İstanbullu 15 kişinin yolları kesiştiğinde yüzyılımızın göçlerle genişlemiş İstanbul’undan dolayısıyla Türkiye’sinden bir kesit ortaya çıkıyor….

Bu kişilerin kendileriyle hesaplaşmalarına tanık oluyorsunuz. Çevremizde gördüğümüz her insandan bir parça var içerisinde. Hesaplaşmalarda hem kendimizden birer parça bulabiliyoruz hem de çevremizdeki karakterleri çözmüş oluyoruz.

Sonlara doğru kitabın ritmi hızlanıyor, akıcılık kazanıyor. Aralarda İstanbul’un kendini anlattığı bölümler var, aslında tarih seven birisi olarak çok ilgimi çekti fakat kitabın genelindeki gereksiz uzatmalar, bu kısımlarda daha bir abartılmış.

Hani okuldayken literatür okumaları için öğretilen “Skimming & Scanning” hızlı okuma teknikleri var ya, bu kitapta uygulamak gerek.

Neyse yazdıklarıma bakınca kötü gibi bir izlenim oluşabilir ama değil, sadece fazladan uzatılmış.

Anlatılan aşk ve insanların kendileri ile hesaplaşmalarını, özellikle düğümlerin çözüldüğü son kısımları severek okudum.

Beni en çok etkileyen kısım üzerinde uzun süre düşündüren kısımdan yaptığım alıntı aşağıda;

Kete, geçmişi kabul edip kendini bağışlamadan yeni hayatlar, yeni umutlar ve yeni yarınların mümkün olmadığını düşünüyordu. Göğsünde çok uzun yıllardır taşıdığı acı ve kin düğümünün çözülmesi için bağışlaması gerekenler aslında anne ve babası değil, kensdisiydi! Öyleydi. Öyle olduğu için öyle zordu. Öyle. Öyleydi. Öyledir. İnsanın en zor bağışladığı kişinin kendisi olması nedeniyle… En büyük hataları ancak kendimiz yaptığımız , kendimizi en çok kendi hatalarımız, arıza ve zayıflıklarımızla bozguna uğrattığımız için…