İNEBOLU’DAN

Bayram tatilimizi geçirmek üzere ailecek babaannemizin memleketi olan İnebolu’ya gittik. Tatil boyunca İnebolu’ya sadece bir kaç kilometre uzaklıkta olan Vozu köyündeki evimizde kaldık. Köy ortamında doğayla içiçe zaman geçirmek hepimize iyi geldi. Özellikle çocuklar için inanılmaz keyifli bir tatil olduğunu söyleyebilirim. Üstleri başları çamur olmuş, pantalonlarının paçaları çoraplarının içinde, ellerinde birer uzun sopa, köpeklerle, böceklerle, doğal ortamında ne varsa onunla haşır neşir çok güzel vakit geçirdiler. Sobanın üstüne pişirdiğimiz kestanelerin, mantarların, kumpir yapmaya çalıştığımız közde pişmiş patateslerin tadını en çok onlar çıkardılar. İlk dört gün aralıksız yağan yağmurla birlikte gelen bıldırcınları yakalamak için babalarıyla birlikte çocuklar da hem nöbet tuttular hem gece avına çıktılar. Hiç bıldırcın avlayamamış olmalarıysa benim içimden ettiğim duaların neticesi mi bilmiyorum 🙂

Tatil boyunca bol bol fotoğraf çektim. İnebolu’da malzeme o kadar çok ki..

İnebolu’nun tipik tarihi evleri bunlar. Safranbolu evleri tarzında ama mutlaka bordo renk boyalı.

Bizim evin manzarasıysa işte böyle. Deniz hemen kapıdan görünüyor sanki ayaklarımızın altında

Öyle güzel manzara ki, hem deniz hem de boyle yeşillik bir arada ne tarafa baksa ayrı keyif alıyor insan.

Bu da bizim evin hemen yanında yetişmiş armut ağacı. Kapasitesinin üzerinde meyve vermiş bir hali var. İnebolu’nun toprakları çok ama çok bereketli.

Yine kapının hemen önünden çektiğim bu fotoğrafta bir balıkçı denize attığı ağını topluyor.

Kurtuluş Savaşı’nda çok emeği geçmiş İnebolu halkının. Yaşlı, çocuk, kadın hemen herkes gemilerle denizden gelen mermileri kayıklarla karaya indirip oradan da cephelere taşımış bin bir güçlükle. Bu kişilerden biri de meydanda şu an heykeli bulunan “Hamamcı Kadı Salih Reis”.

O zamanlar 70 yaşlarında olan Salih Reis bir elinde bastonu, omuzunda mermisi ile Yarbaşı merdivenlerinden çıkarken merdivenin başında maiyetindekilerle birlikte olayı izleyen Havali Kumandanı Muhittin Paşa’nın dikkatini çekiyor ve ihtiyarın yanına gidip:

-“Dede , ver ben taşıyayım ” diyor

sırtındaki mermiyi zorla taşıyan Salih Reis başını bile kaldırmadan

-” Bana yardımı bırak, düşman gemileri geliyor Git bir sandık cephane de sen omuzla diye tersliyor paşayı.

Etrafındakiler paşanın kızdığını düşünürken Muhittin Paşa

-“Bu millet ölmez diye tepki veriyor.

Salih Paşa heykeli Kurtuluş Savaşın’da çok büyük emeği geçen kahraman İnebolu halkını ve denizcilerini temsil ediyor.

Salih Paşa’yı anladık da yanındaki kim diyenler için:)) tabiki benim haylaz oğlum Kadir Mert,  kahramanlık pozu verirken

Karadeniz de olup da ormanları da gezmeden olmazdı tabi. Bir kaç kez bu fırsatı yakaladık ve çocuklarla birlikte daldık ormanların içine. Balta girmemiş tabiri Karadeniz ormanları için de geçerli.

Bu fotoğrafı yeğenim Kadir Alp  çekti, ben çok başarılı buldum. Benim oğlanlar da devamlı fotoğraf makinamı isteyerek güzel fotoğraflar çektiler. Hatta kendilerini videoya kaydettirerek belgesel bile hazırladılar:)

Ormanda çok ilginç bitkiler de gördük. Bu bitkinin ismi kaya kirazıymış. Genelde sulak yerlerde yetişirmiş. Meyvesinin yaprağının içinden çıkması ne kadar ilginç değil mi?

Orman gezimiz boyunca bolca kestane ve defne yaprağı topladık. Kestanenin dikenli kabuğu içinde üçü bir arada yeralış şekli benim çok hoşuma gitti.

bu da yine ormanda gördüğüm ve ismini bilmediğim bitkilerden biri.

Sayılı gün çabuk biter, keyifli bir tatil de göz açıp kapayıncaya dek bitti ve kürkçü dükkanı misali Kayseri’ye döndük.

Kayseri’ye dönüş yolunda çektiğim fotoğraf başı dumanlı Erciyes’in.

Olanca görkemiyle selamlıyor bizi.