Gölge- İsmail Güzelsoy

Gölge, içine girip yaşayacağınız bir roman. Okumaya başladıktan sonra  ne iş yaparsan yap ,kafanın bir bölümünde dönüyor okudukların. Merakla tekrar başbaşa kalmayı istiyorsun romanla.

Şöyle diyor arka kapakta ; “Neden seninle hikayemi paylaşmam gerektiğini bilmiyorum ama istediğini yapacak, hatırlayabildiğim her şeyi anlatacağım şimdi. Anlamak için acele etme. Bazı şeyleri anlamadan da severiz ya. İnsanları mesela… Aşk başka ne ki?”  Aynen söylediği gibi acele etmeden  keyfini çıkararak okumak gerek, olayların birbirine bağlanması, hikaye  içinde hikayeler  şahane.

Bir  yandan bir masalın içinde  bu dünyadan uzaklaşıyorsunuz diğer yandan masaldaki olaylar yüzünüze çarpıyor  tokat gibi, insanlığımızı hatırlatıyor.  “ O günahsız canlar burada olup biteni gittikleri cennette Tanrı’ya anlattılar bile. Onların meçhul mezarı biziz” gibi, bireysel ya da toplumsal ne çok insanı incitiyoruz bu dünyada 🙁

Benim en en çok sevdiğim cümle ise şu oldu.;

İnsanın en büyük laneti, yaşadığı zamanların güzelliğini onları kaybedince anlıyor oluşudur. Karşımıza bir bilge çıksa ve bize o anda yaşadığımız şeyin saf mutluluk olduğunu söyleseydi ya! ah bir de ona inanacak kadar saf olabilseydik.

Kahramanın rüyalarında  maymun arkadaşı Leylifer le buluşmaları  iletişime geçmeleri çok çok etkiledi. Çünkü  ben çok rüya görürüm; bazen unuturum gördüğümü  bazen de  gün boyu etkisinde kalırım.   Etrafımdakilere çok ender anlatsam da rüyalarımdaki mesajları anlamaya alışırım. Garip bir boyut rüyalar…

Bittiğinde kalanlar; bir boşluk, bir şaşkınlık, üzüntü, ağlama hissi ve  bir soru ;

“Bizler de birer GÖLGE miyiz her şeyi seyreden yoksa ?”

golge

 

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet