ESKİ DOSTLAR

Öyle kötü bir ağrı ki diş ağrısı, epey çektim geçtiğimiz günlerde, ne ağrı kesici ne de antibiyotik fayda etmeyince,  diş hekimim Ankara’da olduğu için soluğu orada aldım. Eşim işlerinin yoğunluğu nedeniyle benimle gelemedi, çocukların da bana ayak bağı olacağını düşündüğümüz için yalnız gitmem en uygunuydu, bir sabah erkenden atladım otobüse Ankara’ya gittim. Öğlen vakti Ankara’ya varıp dişim için ilk tedaviyi yaptırdıktan sonra ertesi sabah için tekrar randevu alıp ayrıldım.  Aynı günün akşamüstü, Kayseri’de tanıştığım ve ailecek çok yakın görüştüğümüz, daha sonra eşinin işi nedeniyle Ankara’ya taşınan canım arkadaşım Fikriye’nin misafiri oldum. Canım arkadaşımla ve benim oğullarımla yaşıt sayılan iki cimcime kızıyla sohbete doyamadım. Benim yaramazlardan o kadar farklı ki ilgileri, tutumları; mesela saçımın uzun olmasıyla çok ilgilendiler, annesiyle ben sohbet ederken her fırsatta yanımıza gelip oturdular, akşam boyunca beni evlerinde yatmam için ısrar ederek ikna etmeye uğraştılar. Ben eşyalarımı çoktan eşimin öğrencilikten kalma evine bırakmış olduğum için, pijamalarımın olmadığını bahane etmeye çalıştım. Bu kez misafir pijamalarının olduğunu söylediler. Ben de artık şişman olduğumu misafir pijamalarının içine sığmayacağımı söyledim. -Hayır! şişman değilsin, diye bir tepki beklerken, Fikriye’nin küçük kızı ağzını şişire şişire, – Olsun bizim şişmanlar için de pijamamız var demez mi? Aklıma her geldiğinde hala gülüyorum. Cimcime kızlarımla ve canım arkadaşımla birlikte fotoğraf çekmediğime sonradan çok pişman oldum. Ertesi gün ki planlarım için fotoğraf makinamı da yanıma aldım.

Ertesi sabah erkenden yine diş randevuma gittim, kısa bir pansumandan sonra bütün gün benimdi. Ankara metrosuna hiç binmemiştim. Daha doğrusu Rusya gezimden beri hiç metroya binmemiştim. Metroyla gezmek benim için çok keyifliydi. Kuaförüme gidip saçımı da boyattıktan sonra, çocukluk arkadaşım, birlikte yatılı okuduğum, aynı yatakhanede kaldığım çok yakın arkadaşım Zeynep’le buluştum. Zeynep’ciğimle, O, ortaokuldan sonra bizim okuldan ayrıldıktan sonra kopmuş, facebook sayesinde yeniden birbirimizi bulmuştuk. 21 yıl sonra eski dostluğumuzdan hiç bir şey kaybetmemiş olduğumuzu anladık, ne onun anlatacakları bitti ne benim, hiç susmadan birlikte üç saat geçirdik.

Akşamüstü Zeynep’ciğime doyamadan ayrıldıktan sonra üniversiteden çok yakın olan arkadaşım Menekşe’ciğimi aradım. Canım arkadaşım ve kendinden 1 yaş büyük ablası Çiğdem’ciğim ve ben  D.T.C.F de aynı bölümde okumuştuk, üniversite bittikten sonra bir kaç kez görüşmüş olsak da yaklaşık beş senedir bir araya gelememiştik. İstanbul’da yaşayan Çiğdem’in de tesadüfen Ankara da olması beni daha çok mutlu etti.  Menekşe’nin yakışıklı oğluşu, Çiğdem’in güzel kızı biz üç eski dostun birlikteğine renk kattılar. Yine konuştuklarımız bitmedi, konular yetişsin diye bir çok şeyi hızlı hızlı anlattık birbirimize, her zamanki gibi çok güldük, çok eğlendik. Yedik, içtik, eskileri yadettik ama yine birbirimize doyamadık. Gece geç saatte beni evime bıraktılar.

Ertesi gün diş tedavimi bitirip öğlen vakti otobüse bindim ve tilki misali kürkçü dükkanıma döndüm.