DUBAİ SEYAHATİM

Geçtiğimiz haftalarda Dubai’ye gitme fırsatım oldu. Kastamonu Yardım Sevenler Derneği üyeleri Dubai’ye gitme kararı almışlar. Annem de bu tura dahil olduğunu bana haber verdiğinde eşim -“sen de katılabilirsin geziye” dediğinde sevincimden havalara uçuyordum. Uzun yıllar sonra ilk defa eşim ve çocuklarım olmadan seyehate çıkmak ilginç olacaktı benim için. Gezimiz 5 gün 4 gece olduğu için yolculuğumuz gece başlayacaktı, böylece sabahın erken saatlerinde orada olabilecektik. 35 kadar bayan Sabiha Gökçen Havalanında buluştuk; onlar Kastamonu’dan toplanıp geldiler, bense Kayseri’den akşam ucağıyla oraya geçtim. Gece 02:00 ye kadar havaalanında oyalandık. Daha sonra Arap havayolları ile Dubai Jumeirah a doğru yola çıktık. Oranın saatiyle sabah 7.00 de Jumeirahdaydık. Tur rehberimizle havaalanında buluşup Dubai panaromik turu yapmak üzere otobüsümüze bindik. Bu turda Altıncılar ( golden souk) ve baharatçılar çarşılarını gezdik. Burj EL Arab’ın uzaktan fotografını çektik. Emirliğin başı olan EL Makhdum’un saraylarından birinin girişine kadar otobüsümüzle girdik. Sarayın büyük kapısından içeri girmek yasak olduğu gibi yakınlarından fotoğraf çekmek de kesinlikle yasaktı. Sarayın girişi boyunca her yerde tavuskuşları vardı. EL Makhdum tavuskuşlarını çok sevdiği için önemleri büyükmüş öyleki aracın önüne çıkarsa bir tavuk kuşu araç durmak ya da yolunu değiştirmek zorundaymış, tavuskuşlarından birinin yanlışlıkla ezildiğini düşünmek bile istemiyorum.

Buradan sonra Atlantis The Palm Otel’de öğle yemeği yemek üzere yolumuza devam ettik. Yol boyunca muhteşem binalar gördük, bir o kadar da şantiye. 

Sonunda Atlantis Palmiye Otele vardık. Otelin her yeri muazzam güzellikteydi. Her şey düşünülmüş çok şık bir oteldi.

Otelin girişinde bizi büyük sütunlar ve ortasında yeralan elde şekillendirilen rengarenk camlardan oluşan muhteşem bir heykel yer alıyordu.

Atlantis Otel’de yemek katına indiğimizde devasal akvaryumun önünden uzun bir süre ayrılamadık. Köpek balıkları ve vatozlar dahil her türlüü balığın bulunduğu akvaryumun seyrine doyum olmuyor. Daha sonra açık büfede bir çok dünya mutfağının güzel yemeklerinin yer aldığı  bir öğle yemeği yedik ki inanılmaz lezzetliydi. Neyse yediğim içtiğim bana kalsın ben gezdiğim yerleri anlatmaya devam edeyim.

Atlantis Palmiye Otel’den sonra tekrar otobüsümüze binip Dubai’yi geze geze kalacağımız otel olan Sheraton Four Points’e  vardık.

Aynı gün teknede akşam yemeğimiz vardı Dubai Creek de. Aksama kadar boş durmadık orada samimiyetimizi iyice arttırdığımız canım arkadaşım Merve’ciğimle kendimizi dışarı attık. Yol sorarak yakın çevreyi tanımaya çalıştık, yanımızdan geçen arabalar, insanlar tarafından rahatsız edilmediğimiz çok hoşumuza gitti. Dubai ‘nin hemen heryerinde büyük şantiyeler kurulmuş, buralarda çalışanlarsa Pakistan veya hindistan asıllı işçiler, dolayısıyla dubai nüfusunun büyük çoğunluğunu bu insanlar oluşturuyor. Hintliler her zaman yerel kostümleriyle geziyorlar, Dubai’de bir çok yerde bu kostümlerden ve sari ler için özel dokunmuş ipek kumaşlardan bulmamanız mümkün.

Akşam Dubai creek’de katıldığımız teknede yemek turu çok eğlenceli geçti. Dubai deki koyu baştan aşağı iki kez turladık en az. Dubai’nin muhteşem binalarını gece görme fırsatı bulmuş olduk.

Ertesi gün safari turumuz vardı. Turun saat 4 te olduğunu bilerek yine canım arkadaşım Merve ile birlikte Dubai şehir turuna çıkıp, büyük alışveriş merkezlerini gezdik, Saat 4 olmadan geri döndüğümüzde otelimizn önünde bizi bekleyen beyaz jeepler vardı. Her jeepte 6’şar kişi olmak üzere yerlerimiz aldık ve çöle doğru yola çıktık.

Çöle vardığımızda tüm soförler durdu ve lastiklerin havasını indirdiler, heyecanlı bir macera bizi bekliyordu. Biz de bu moladan istifade sıcacık çöl kumuna basma fırsatı bulduk. Batmak üzere olan güneşin keyfini sürerek bol bol fotoğraf çektik.

Dubai’de çölde safariye gidip de Kastamonu halk oyunlarından en bilineni olan Sepetçioğlu’nu oynamadan olmazdı tabi, bu görev de severek yerine getirildi.  Jeeplere tekrar binerek bu kez genç arap şöförümüzün çılgınca sürdüğü jeepin içinde bağırış çağırış en tepelere çıkıp hızlıca aşağılara kayarak indik.  Çok heyecanlı ve biraz da ürkütücü olsa da eğlenceliydi. Safaride bir bedevi çadırına girip burada yemeklerimizi yedik, dansöz izledik, ÖZlem’in pakistan’a gittiğinde yaptırdığı gibi ben de elime kına yaptırdım. Güneş çoktan battığı için çöl kumu buz gibi soğumuştu ama hava halen üşütmeyecek kadar sıcaktı. Cumartesi günü otobusle diğer bir emirlik olan AbuDhabi?ye doğru yola çıktık.

Abu Dhabi yi yarın anlatmaya devam edeceğim.