Çocuklarla Hayat Var mı?

"Büyüdükleri zaman bugünleri şevkatle anacağım. Ama Bugün değil!"-- İşin şakası tabi, meleklerimizin her anının kıymetini bilmek en güzeli.

Damla’nın başlattığı yazı dizisi  “Doğumdan Sonra hayat VarMı?”yı biraz özelleştirerek “2. çocuk sonrası hayat var mı?”  yı da aralara ilave etmek istiyoruz.

Doğumdan sonra hayat VAR , elbette. Her anında yeni bir şey öğreneceğiniz, yeniden büyüyeceğiniz, annenizi anlamaya başlayacağınız , eski  hayatınızın tamamen değişeceği, dünyadaki en güzel aşk çocuk diyeceğiniz bir hayat… Ama   özellikle ilk bir kaç yıl çok zor, çok meşakketli bir hayat bekliyor sizi.  Hele bir de tam azıcık düzene girdiğinizde siz de benim gibi 2. bebek  olsun, kardeş gibisi yok derseniz işte o zaman daha da karışıyor  hayat.

Geçenlerde Morpatlıcan “1 çocuk hiç çocuk, 2 çocuk çook çocuk” diyordu, aynen katılıyorum.

Hayatınızı planlar yaparak zamanlamayı unutun, bebeğinizin keyfine kalmış herşey. Bebeği uyutunca da bitmiyor zaten, sizi bekleyen bir minik daha var çünkü. Dengeyi kurmak herşeye yetişmeye çalışmak oldukça yoruyor. En güzel zaman  en konsantre olabileceğiniz zaman , her  ikisinin de gece uykusuna yattığı anlar. Tabi tüm   büyük işleri bırakmak da olmuyor zira o süre o kadar da uzun değil.

Aslında en önemli noktalardan birisi  etrafınızdaki yardım göreceğiniz kişiler. Kızımı doğurduğumda annem babam baktılar sağolsunlar, amanın hayat ne kadar kolaymış şimdi daha iyi anlıyorum.  2. ayımda işe dönmüştüm .  Altı aylık olana kadar süt iznimi kullanıp  erken çıkıyordum, 4 ten sonra buluşuyorduk kızımla. O  dönemde en  büyük sıkıntım   geceleri tam uyuyamaktı.  Uykunuz hassassa durum biraz daha kötü olabilir, benim öyle uykum bölündü kaçtı gibi derdim olmadığı, kaldığım yerden çok rahat devam edebildiğim halde uykusuzluk zor iş. Gerçi  anne olan herkes uyku  hassasiyetini kaybediyordur.

Her hamilelik, her doğum, her çocuk farklı birbirinden. Kerem de yardımcısız olmam ( haftada bir temizliği saymazsak),  ailemin uzakta olması , İzmit’te  kimsemizin olmaması   yordu beni. İkinci bebekte azıcık tecrübeli bir anne olarak herşey daha kolay olmasına, kendimi  çok kasmama rağmen . Tamam İrem anaokuluna gidiyor ama  geldiğinde ilgi bekliyor, oyun bekliyor.    Bugüne kadar  birlikte vakit geçirmeye oyuna çok alışık olduğundan da O’nu yalnız bırakmış gibi olmak istemediğimden zorluyorum kendimi.  İrem’in TV dışında kendi kendine oyun oynamasını öğretebildiğimiz için ne kadar yi yaptığımızı anladım diğer yandan da, kardeşi ile ilgilenirken odasında kendi kendine vakit geçirebiliyor bir süre de olsa.

Yardımcı, yakınlar , arkadaşlar çok önemli, sizden torun bekleyen “biz bakarız” diyen birileri varsa, tavsiyem, hiç kaçırmayın bu fırsatı.Yine isterseniz siz bakın ama yanınızda olması bile büyük nimet bunu unutmayın.

Sosyal hayat çoğunlukla; eve gelen, evine gittiğiniz dostlarınızla sınırlı kalıyor ilk bir kaç yıl. Mama saatiydi, uykusuydu derken fırsat bulup  arada bir kahve içebilmek inanılmaz keyifli. Bir de parklar ve uzun yürüyüşler giriyor hayatınıza ki kendini doğaya atmalar işin güzel yönlerinden birisi. İyi hafif bir puset olmalı her an yanınızda.

Bu konuyu tek yazıda toparlamak oldukça zor tabi, son olarak, öyle titizlikleri bir süre için rafa kaldırmakta fayda var. Çocuklarımla  daha fazla vakit geçirmeyi azıcık dağınıklığa tercih ediyorum kendi adıma. Bulduğum  boşluklarda da  vaktimin tamamını temizliğe ayırmamak, kendimi dinlemek  ruh sağlığım için en iyisi diye düşünüyorum.

Not: Kitubi yazı dizisinde bu konuda yazan arkadaşların yazı linklerini de bulacaksınız, konu ilginizi çektiyse buraya Lütfen.