Bu Havuç Kimin?

Oldukça yogun geçen bir günün tek karı oldu bu havuç. Dün sabah çocukları basket kursuna gönderdikten sonra havucun sahibini yapmak için dikiş makinamın başına geçtim. Epeyce yol aldım, derken çocuklar geldiler. Bir de ne göreyim Oğuz Kaan’ın gövdesinde döküntüler oluşmuş. Acilen Doktora götürdüm. Bu arada Kuzeni Batu’nun da döküntüleri olduğunu düşünüp onlara da haber verdim. Cildiyeci uzmanı doktorumuz döküntülerin sebebinin suçiçeği olduğunu söyledi. Batu da aynı dertten muzdaripmiş. Hadi bakalım:)

Neyse, ordan eve doğru gelirken yolumuzun üstündeki markete uğrayıp süt ve soda gibi birkaç içeçek aldık. Arabamıza bindik, tam eve yaklaşmıştık ki şişe sütlerden biri kırılmaz mı? Arabada kalan süt kokusu araba sattırır, bilen bilir:) Hemen paketleri bırakıp oto yıkamacıya…

Akşam iftar telaşı da bütün bunların cabası….bu kadar telaş içinde sahibini değil ama havucunu tamamlayabildim. Cocuklacocuk yumuşak oyuncaklarının son konsepti de bu; “oyuncak hayvanlar serisi, yiyecekleri ile birlikte” :))

Havuç için bir dairenin sekizde biri şeklinde bir parça kestim turuncu renkli polardan., İki tarafını dikerek külah şekline getirdim. İçini elyafla doldurup ağzını büzerek kapattım. Yapraklarını ve sapını yassı süngerle birlikte dikip ters cevirdikten sonra havucun üst kısmına diktim.

Buyrunuz önce havuç efendim, sonra da sahibini tanıtacağız size…