Bir Bebek, Bir Çocuk ve Ulaşılamayan Puset

Bebeklerle /çocuklarla  birlikte seyahatlerimiz de rahat olduğunu düşünerek uçağı  tercih ediyoruz.   Ama  çocukları yolda  idare etme zorluğunun üzerine bir de  havayollarının beklentileri karşılamayan, entresan müşteri hizmetleri olunca yorgunluk hiç değişmiyor aslında. Blogcu Anne gibi  kolikli bir bebekle okyanus üzeri uzun bir yolculuk yapmasam da, detaylar için tık, bu  son uçak yolcululuğum   bir hayli fazla geldi  bana.

Öncelikle bizim çocukların yolculuk hallerinden bahsedeyim.  Gidişimiz çok erken saatte olmasına  ve Kerem İzmit-Sabiha Gökçen arası uyumamış olmasına rağmen, uçakta kıpır kıpırdı, uykudan eser yoktu. İrem ise uçak kalkar kalkmaz uyudu. Gidişimiz sorunsuz sayılırdı .

Dönüşümüz  ise akşam üzeriydi. Kerem gün boyu  başka sebeplerle nerdeyse hiç uyuyamamış, hep uykusu bölünmüştü,  uçağımızın 40 dakikalık rötarının ardından uçağa binerken, “Tamam artık, hemen  uyur” dedim ama  ilk 50 dakikasında yine uyuyamadı, yaklaşık 70 dakika sürüyor Adana- İstanbul .  Bu kez uykusu  çok olduğu  ve hafif sersemlediği için sürekli ağladı da ağladı. Onlar kendini biliyor bizim ailede var öyle illa yatağında uyuması gereken yakınlarım,  onlara çekti  belki de :(, arabaya bindiğimizde de uyumadığından bahsetmiştim. Yanımdaki bayan kulağı ağrımıştır deyip durdu,  ” yok uykusu var” desemde O’nu inandıramadım, ne de olsa annelerden çok biliyor onlar 🙂 Gerçi inişte epey yardımcı oldu bana hakkını yemeyeyim şimdi. Son 20 dakikada uyuyup, uçak  inince hareketten uyanan Kerem uyku sersemliği ile yeniden ağlamaya başladı. Aynı şekilde İrem de uykusundan bir türlü ayılamadı. İki ağlak çocuk ve çantalarla aşağı inerken sağolsun yanımdaki bayan  yardımcı oldu.

Sıkıntılı geçen uçak bekleyişi ( ki rötarları artık kanıksadığımızdan hiç bahsetmedim) ve yolculuğun ardından Pegasus’un acayip uygulamaları ile karşılaştım bu kez. Kerem’in pusetini uçağın kabininde teslim etmiştim  dolayısı ile iner inmez de almam gerekiyordu. Uçaktan son çıkanlardan olmama rağmen puset indiğimde yoktu. Sorduğumda  görevliden bagaj yerinde teslim edileceğni öğrendim.  İlk kez böyle bir şeyle karşılaşmama rağmen, bizden önce orda olacağını düşünerek çok da itiraz etmeden bindim otobüse. İrem  de  Kerem de uyanamadıklarından mızmızlıkları had safhada bu arada,  kucağımda  Kerem ve çantalarla ben O’nu tutamayınca, İrem yere çöktü. Neyse bagaj alanına gittiğimizde puset falan yoktu. Benim gibi   kucaklarında  bebekleriyle puset  ve bagaj bekleyen kızgın anneler çoktu.  Klasik olarak, olayı bize açıklayacak bir muhatap da bulamadık, bulduğumuz kişiler  olayın kendileriyle alakalı olmadığını söyleyip durdu. Ee bagajla birlikte gelecekse  bagaja alsalardı, kabul etmeselerdi o zaman kabine değil mi? Ben  çok şanslıydım üstelik,   çocukları kapıda bekleyen  eşimin kucağına   teslim etmiştim. Netice de ne mi oldu? Bagajlarımız 40 dakika sonra  geldi, pusetleri  ise  bagajlardan 10 dakika sonra farklı bir yerden teslim ettiler.   Anlamsız bu uygulamayı, önüme gelen herkese şikayet ettikten sonra  Pegasus müşteri hizmetlerine  de yazdım, cevap yazma nezaketini göstermediler ama umarım mesajı almışlardır.    Diğer  sohbet ettiğim annelerin de şikayetlerini getirmiş olmalarını diliyorum.  İlginç olan bir diğer şey de  bu olayın  İstanbul gibi hizmet sektörü bilincinin yerleştiği bir havaalanında yaşanmış olması aslında.    Sonuç;

Türkiye’nin  genç filosu Pegasus uçakla seyahatin bir lüks değil ama aynı eziyet olduğunu tüm Türkiye’ye göstermeye devam ediyor.

İlave :  Damla ve Mynameismelis‘in yorumlarından sonra konunun havaalanı yer hizmetleri kaynaklı olduğuna kanaat getirsem de, ben havayolu şirketimi bilirim:)  bu uygulamaları düzeltmek onlara düşer diye düşünüyorum hala, Pegasus & THY duyun bizi. Mynameismelis’in başından geçen benzer olay için buyrun bir tık.