BİR BABANIN GÖZÜNDEN

Değerli arkadaşım ve hemşehrim Fatih Köse Kastamonu’ya ait bir sitede bir süredir çok güzel yazılar yazıyor. Dün de bizim sitemizden ilham alarak yazdığını söylediği bir yazısı yayımlandı. Biz de yazıyı burda da yayınlamak istedik. Bir baba olarak Fatih Köse’yi çocuk eğitimiyle ilgili düşüncelerinden dolayı tebrik ediyoruz.

İşte “Çocukla Çocuk Olmak” başlıklı yazısı:

Dünyada en kıymetli varlığımız nedir diye sorsak eminim büyük bir çoğunlukla” çocuklarımız” ya da “torunlarımız” cevabını vereceğiz.

İnsanın başına bir şey gelmesinden en çok korktuğu, üzerine en çok titrediği, her daim mutlu, başarılı görmek istediği varlılarıdır çocukları.

Acaba gerçekten çocuklarımızın en kıymetli varlıklarımız olduğunun farkında mıyız?

Ben genel olarak bu konuda çok büyük bilgi ve ilgi eksikliğimizin olduğuna inanıyorum.

Her anne babanım bu konuda çocuk psikologlarından ya da rehberlerden destek almaları gerektiğine inanıyorum.

Bunun için çocuğumuzun davranış bozukluğu göstermesini, içine kapanmasını ya da istenmeyecek davranış ruh hallerine girmesini beklemek zorunda değiliz….

Pazarın ortasında herkesin içinde çocuğunu tokatlayanları, kulağını çekenleri, yüksek sesle azarlayanları görüyorum.

Çocuklarının yaramazlıklarından bıkan bazı anne babalarının başka çocukları devamlı örnek göstererek evlatlarını aşağılık psikolojisine soktuklarını görüyorum.

Özellikle torun sahiplerinin torunlarını severken sevgileri ile onu boğduklarını, hiç bir sınır tanımaksızın çocuğu şımarttıklarını, anne babasının koyduğu ve gerekli olan sınırları delmek pahasına her istediğini yaptıklarını görüyorum.

Çocuğa sınır koymak ne demektir? Buna ihtiyaç var mıdır? Çocuk her dediği yapıldığında mutlu olan doyumsuz bir yaratık mıdır? Yoksa o da sınırlarını anlamaya çalışan çevresini belirlemeye gayret eden bir varlık mıdır?

Çocuklarımızla”kaliteli vakit” geçirmiyoruz. Kaliteli vakitten kastımız çtelevizyon seyrederken, gazete okurken ya da bilgisayar başında iken çocuklarımızın sorularını geçiştirmek, ya da onunla oturup ders çalışmak değil elbette.

Haftada bir günümüzün en azından yarısını tamamen ona ayırabiliyor muyuz? O ne isterse beraber yapmaya çalışabiliyor muyuz? Arkadaşlarımızla balık tutmaya, dolaşmaya, kahveye gitmeye ya da işimizde çalışmaya enerji bulduğumuz kadar onunla güreşmeye, saklambaç, kartopu oynamaya, mahallede oturmaya, beraber bilmece çözmeye, onunla masal okuyarak uykuya dalmaya vakit ayırabiliyor muyuz?

Uçurtma almak yerine beraber uçurtma yapmayı denediniz mi? Size olan ilgisinden kurtulmak amacı ile bilgisayarda oyun açıp kendi haline bırakmak yerine bazı bilgisayar bilgilerini tarif edip vakit geçirebiliyor musunuz?

Ya da aldığı eğitimle ilgileniyor muyuz?

Bir yarış atı gibi ilkokuldan itibaren çocuğuna aşırı bilgi yüklenilmesine hiç itiraz etmeyen aksine bu işten geri kalmaktan korkan bizler bu hummalı eğitim komedisinin sonunda çocuklarının güzel ahlaklı bir insan, bilimadamı, sanatçı, münevver, topluma faydalı bir insan olmasından çok “İYİ KAZANAN” bir insan olmasını mı arzuluyoruz?

Çocukların okul kantinleri ya da büfelerinden aldıkları katkı maddeli, boyalı sağlıksız şekerlemeler ve hangi kazanlarda kaç kere kullanıldığı meçhul ve muhtemelen ticari kaygılarla kalitesiz olan yağlarda kızartılan cipsleri her gün tüketmesinden hiçbir endişe duymuyor muyuz?

Bütün bir yaz mahallede sahipsiz ve kendisine faydası tartışılır olan yaşıtları ile bol bol argolu konuşmayı öğrendiği mahalle oyunlarınndan onu çıkarıp, Kuran kurslarına, spor kurslarına gönderiyor muyuz?

Onunla oturup sohbet ediyor muyuz? Okul nasıl geçti?Nasılsın?Canın sıkılıyor mu?Seni çok seviyorum. Canım evladım. Biricik çocuğum gibi kelimelerle diyalog kuruyor muyuz? Konuşurken gözlerinin içine bakıyor muyuz?

Ona secdiğimizi ona hissettiriyor muyuz? Yoksa platonik aşıklar gibi uzaktan mı seviyoruz? Bu durumda o sizin onu sevdiğinizi sizce anlayabiliyor mu?

Sizlere iki kitap tavsiye edeceğim. Hayatındaki en değerli varlığı olan çocuğu ile çocuk olmak, onu anlamak ve çocuğuna kendini anlatabilmek isteyenlerin faydalanacağına inanıyorum.

Çocuğunuza sınır koyma- Robert J. Mackenzie

Babacığım Neredesin? Dç . Dr. Sefa Saygılı – Pedagog Dr. Ali Çankırılı