ATEŞBÖCEĞİ YAKALAMACA

Herkesin küçüklüğünde oynadığı, çocukları olanların şimdi çocuklarıyla oluşturduğu uyduruk oyunlar vardır sanırım.

Küçüklüğümde kuzenimle,  balkonda oturup, önümüzdeki bulvarın iki yönünü seçer ,ordan geçen arabaları sayar, kimin yönünden daha fazla geçerse onun kazandığı bir oyun oynardık. Hatta bazen daha ileri gider,  geçen  kırmızı arabaların sayısına ya da ilk geçen minibüse göre belirlerdik yarışma kurallarını. 70 lerin sonunda 80 lerin başında trafik Adana’da hızlı ve yoğun değilmiş, şimdi  arabalarını saydığımız o caddeden karşıya geçmek bile hayli zor.

Bizim çocukluğumuzdan bugüne oyunlar değişti, şimdi  maalesef  evde daha fazla vakit geçirmek zorunda kalan afacanları oyalamak için oyunlar icat etmek gerek. Yoksa TV kumandasını alıyorlar ellerine ki bu da süresinin uzamasını istemediğimiz bir durum.

Gelelim uyduruk oyunumuza. İhtiyacınız olan  şeyler; hafif loş bir oda, enerjisi bol bir çocuk, bir el feneri.

Loş odanın duvarlarında veya eşyalarında el feneri gezdirilir, ebe olan ışıklı daireyi yakalamaya çalışır.   Çalışırken bol bol hoplar zıplar, koşturur.

Sizin yorgun olup uzanmak istediğiniz,  çocuğunuzun da enerjisinin taştığı günler için de ideal bir oyun.  Sizin de oyuna eşlik etmenizi el fenerinin kontrolunu eline almayı isteyecektir ama  korkmayın kendi koştuklarının yarısı kadar bile değil bu süre. Son olarak da  etrafın biraz dağılma ihtimalini de göz önüne almalıyız. “Ateşböceği yakalamaca” adını ise kendileri belirledi.

Biz zaman zaman bu tip uydurma  oyunlarımızı yazacağız, sizlerin de varsa  keyifle paylaşmak isteriz.

Öyleyse bunu yeni bir mim olarak kabul edelim. Mavianne, Periliköşk, Rüzgarın Yeri ve dileyen herkesi ebeledik.