22
2008ATATÜRK’ÜN ÇOCUKLUĞU

Ödevlerimiz son derece yoğun bir halde devam ediyor. Şu sıralar Atatürk’le ilgili ödevler ağırlıkta. Ya Atatürk ile ilgili bir konu veriliyor ve soruların cevaplanması isteniyor ya da bizden ilgili şiir, anı bulmamız isteniyor. Durum böyle olunca Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul’un yazdığı “Atatürk’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar” kitabı tekrar başucu kitabım olarak yerini aldı. Geçen sene çok zevkle okuduğum kitap hakkında bu yazımda bahsetmiştim. Kitabın başında Makbule Hanım’ın, kardeşi Mustafa’nın nasıl askeri okula girdiğini ve nasıl bir çocuk olduğunu anlattığı iki küçük hikayeyi sizinle de paylaşmak istedim.
“Atatürk mahalle mektebinden sonra “Şemsi Efendi Mektebi’ne gittiği sırada babası ölmüş. Ali Rıza Efendi ölünce geçim sıkıntısına düşen Zübeyde Hanım, çocukları da alıp Langaza köyündeki dayısının yanına taşınmışlar. Dayısı bir çiftlikte kahyalık yapıyormuş. Bu köy hayatı çocukları okumadan yoksun bırakacağı için Zübeyde Hanım bir müddet sonra çocukları ile bereber Selanik’e gelmiş. Orada ev kiracıları Binbaşı Kadri Bey’in yardımıyla Mustafa askeri rüştiye imtihanlarına girerek bu imtihanları kazanmış. Fakat zübeyde Hanım devamlı harpler olduğu ve bir çokları geri dönmediği için oğlunun subay olmasını istemiyormuş. Mustafa’nın okumasını istediği bu kararsız günlerinde bir gece rüya görmüş. Rüyasında oğlu bir altın tepsi ile minareye çıkıyormuş. Bu rüyayı komşuları, askeri okulun Mustafa için çok hayırlı olacağı şeklinde yorumlamışlar. Bunun üzerine Zübeyde Hanım da Mustafa’nın askeri okula gitmesine razı olmuş. Böylece Mustafa’nın askerlik hayatı başlamış.
——.
“Babam öldükten sonra dayımın köyüne yerleştik. Dayımın büyük tarlaları vardı. Orada çoluk çocuk hepimiz bir işe yardımcı oluyorduk. Ben ve ağabeyim Mustafa küçük olduğumuz için bize de bakla tarlasına gelen kargaları kovalamak görevi verilmişti. Sabahları annem bize yiyecek bazı şeyler hazırlar ve bizi tarlaya yolcu ederdi. Biz orada ağaç dallarından yapılmış bir gölgeliğin altında akşama kadar görevimizi sürdürürdük.
Bir gün yoğurt yerken ağabeyimle aramızda kavga çıktı. Ağabeyim sinirlenip kafamı yoğurt tasının içine sokmuştu. Sonra da katıla katıla gülüşmüştük. ,
Annem ağabeyim Mustafa’yı çok severdi. Belki ilk çocuğu olduğundan, belki de iki kızına karşılık bir oğlu olduğu için ağabeyime çok düşkündü. Ona bir şey olacak, O’na bir şey söylenecek diye aklı çıkardı. Ağabeyim de annemi çok sever ve sayardı.
Ağabeyim küçükken de çok temiz giyinmeyi isterdi. Her çocukla konuşmaz, çocukların haşin davranışlarına , saban taşı atma, çelme takma gibi oyunlarına hiç iltifat etmezdi. Böyle oyunlara çağırıldığında, onları gayet kibar bir şekilde geri çevirirdi. sokakta iki eli cebinde ve başı dik yürürdü. Herkesin dikkatini çekmekle bereber, sıkılgan bir çocuktu.
Kendisi daha Rüştiye Mektebi’nde iken komuşu çocukların ders verirdi. ”
“Atatük’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar’ı hala almadıysanız mutlaka alıp okuyun.
İlgili Yazılar
- ATA’M Öykü‘nün başlattığı bir mim bu, biz Ayça’dan duyduk. Diğer mimlerden...
- ATATÜRK’ten HİÇ YAYINLANMAMIŞ ANILAR 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı hepimize kutlu olsun. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 84....
- CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 85. yıldönümü. Tüm...
- Samsun Yolculuğu ve Samsun’a Varış İlkokuldan beri ezbere bildiğimiz, kalıplaşmış bir cümle vardır. “Atatürk 19...
- 30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun! “Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız...


mehtap
Atamızı çok seviyorum.Ona ait anılarıda büyük keyifle okuyor ve dinliyorum.Ne kadar asil olduğu çocukluğunda belliymiş.Öyle güzel anlatmışsınız ki,okurken gözümde Atamızın çocuk hali ile canlandırdım.Ruhu şad, mekanı cennet olsun.sevgiyle ve sağlıkla kalınız.
Tarihimizde Atatürk gibi tüm ulusların gıpta ettiği bir önder olması ne kadar gurur verici değil mi? Onu daha çok anlamak daha iyi bilmek lazım:))
sevgiyle kalın
CeyDa
Tesekkürler paslastigin icin bende bilmiyordum bu ayrintilari.
Temiz olmasi cocukken bile, kavgaci olmamasi ne kadar güzel olgun bir cocukmus.
Zübeyde Hanim’da iyiki Askeri okula göndermis ve cocuklarinin okumasi icin elinden geleni yapmis.
Eskiden bunu yapan kac anne vardi yani takdir ettim.
Sevgiler
Çocukluğundan belliymiş gerçekten karakteri
Bizden de sevgiler
duygu
çocukluğundan belliymiş adam olacağı hemde ÇOK BÜYÜK ADAM olacağı. allah nur içinde yatırsın.
Gerçekten öyle:)
Sevgiyle kal
Banu
Çocukluğundan belliymiş nasıl büyük bir insan olacağı, farklılığı değil mi?
Kesinlikle katılıyoruz
Sevgiler
zerrin
ne iyi yapiyorlar…
bol bol islemek lazim Ataturk sevgisini…yoksa cocuk baska mecralara kayiveriyor..
Ataturkun kiymetini ise buralara geldikten sonra daha iyi anladim
Ne güzel yazmışsın ellerine sağlık
Biz de çocuklarımıza Atatürk’ü öğreterek, O’nu anlamalarına çalışarak yetiştirmek için uğraşıyoruz.
sevgiyle kal
yldoz
Sitenizi yakından takip etmeme rağmen geçen seferki yazınızı atlamışım
Bu güzel tanıtım için çok teşekkür ederim
En kısa zamanda edineceğim bir kitap teşekkür ederim
Biz teşekkür ederiz:)
lale
Atanın bir zamanlar çocuk olduğunu düşünmek ne hoş . O günlerde aklına gelirmiydi acaba bir milletin kaderini belirleyeceği. SEVGİLER SİZE
O’nun aklına gelmese bile asaleti ve zekasıyla belliymiş aslında büyük adam olacağı…sevgiyle kalın
Flame
Çocuklar okula başlayınca zihnimizdeki bilgilerde tazelenecek ne güzel. Atatürk ile ilgili kitapları, belgeselleri çok severim. Can Dündar’ın Mustafa’sını merakla bekliyorum. Bqakalım bilmediğimiz daha neler göreceğiz.
Mustafa’yı biz de merakla bekliyoruz
Şebnem
Merhabalar,
Sizi bloğuma davet ediyorum. Bakalım ne göreceksiniiizzzz…
çok teşekkür ederiz:))
Burkay
Merhaba,
valla çook güzel.
asla ve asla bunu unutamam.
rojbin
adam gibi adam çok iyi biri nur içinde yatsın onu seviyoruz
orkun
çok süpeerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr…
eda
anısı çokkkkkkkkkkk güzelll
aleyna
bence atatürkün çok iyi bir çocukluğu vardı
ertugrul
Bu cok guzeldi bunu sevdim
Baran
Tesekkürler paslastigin icin bende bilmiyordum bu ayrintilari.
Temiz olmasi cocukken bile, kavgaci olmamasi ne kadar güzel olgun bir cocukmus.
Zübeyde Hanim’da iyiki Askeri okula göndermis ve cocuklarinin okumasi icin elinden geleni yapmis.
Eskiden bunu yapan kac anne vardi yani takdir ettim.
Sevgiler
Çocukluğundan belliymiş gerçekten karakteri
Bizden de sevgiler
batuhan
Hiç bu kadar güzel bir şey görmedim
gülseren
böyle bir kahraman gelmedi dünyaya birdaha gelmiyecek nur içinde yat atam senin izimdeyim bugünün çocukları yarının büyüklerri olacak derdin atam sen hep kalbimizdesin atam seni çokkkkkkkkk seviyoruzz
hakan
atam için canımı veririm yer yüzüne böyle mükemmel bir insan bida gelmez
fatma
ödevimde yardımcı oldu
berkay
en büyük kahraman
Eda
Çok güzelll tşk edrm ödevimi tamamlıcam
emin
bizimle bu bilgileri paylaşatığınız için teşekkür ederim.
dADLu_CadU
bn bunu arkadaşlarıma okudum ve hepsi çok beğendiler.. gerçekten çok güzel…
Serdar Yıldırım
Atatürk’ün Çocukluk Hikayesi
Mustafa, annesi ve kız kardeşi ile birlikte dayısının çiftliğine gitti. Akşamüstü çiftliğe vardıklarında dayısı onları çok candan bir şekilde karşıladı. Hal-hatır sormalardan, iltifatlardan sonra akşam yemeği yendi. Yemekten sonra bir saat kadar daha sohbet edildi ve ardından geceyi geçirmek üzere odalarına çekildiler.
Ertesi sabah sabahın erken saatlerinde dayısı Mustafa’ya çiftliğin her tarafını gezdirip gösterdi. Öğle vaktine doğru bakla tarlasına gittiler. Tarlanın kenarına geldiklerinde dayısı parmağı ile tarlasındaki tohumları yemekte olan kargaları işaret ederek:
“ Bak Mustafa, şu kargaları görüyor musun? İşte bunlar bizim baş düşmanımız. Ben uğraşayım, çalışayım, onlar gelsinler tohumları yesin bitirsinler. Oh ne ala, ne ala! Kimseye faydası olmaz şu karga murdarının. Yaptıkları anca zarar, ziyan. Bir de şu korkuluğun omuzlarına, kafasına konarlar “ gak gak “ diye öterler yüzlü yüzlü. Korkuluğun sadece adı korkuluk. Şu hale bak. Dört beş karga omuzlarına konmuş, yemişler tohumları, doymuşlar, güneşleniyorlar. Gel Mustafa, kovalım şunları “ diye söylendi.
Mustafa ile dayısının geldiklerini gören kargalar uçup gittiler. Daha sonra dinlenmek için bir ağacın altına otururlarken Mustafa, dayısına: “ Dayıcığım, bu tarla hep böyle midir? “ dedi. “ Yani içinde çalışan, bekleyen olmadığı zamanlar kargalar tohumları yerler mi? “
Dayısı:
“ Yerler Mustafa’m yerler. Bunlar sahipsiz bir tarla görmesinler. Onu, yirmisi toplanır gelir. Böyle gündüzleri tarlada beklemezsen birkaç haftaya kalmaz toprakta bir tek tane bırakmazlar” dedi.
Bunun üzerine Mustafa konuyu toparlama ihtiyacı hissetti: “ Peki dayıcığım, o zaman kargalar tohumları yiyip bitirmesinler diye sabahtan akşama kadar bekçilik yapmak zorunda kalıyorsunuz. “
“ Aynen dediğin gibi oluyor Mustafa. Çiftlikte yapılacak bir sürü iş varken, ben buraya gelip karga peşinde koşuyorum. Ne yaparsın ki, bu bakla tarlası çok önemli. Baklalar olgulaşınca hem kendimize yemeklik oluyor, hem de arabaya yükleyip pazarda satıyorum; iyi de para ediyor. “
“ Demek ki burada bekçilik yapmak işleriniz için büyük engel teşkil ediyor, sevgili dayıcığım. O halde izin verirseniz yarından tezi yok kardeşim Makbule ile gelip burada bekleriz. Siz de çiftlikteki işleri yoluna koyarsınız. Kargaların tarlanızdan bir tek tohum yemelerine izin vermeyeceğimi bilmenizi isterim. “
“ Hay, sen aklınla bin yaşa, Mustafa! Bak bu hiç aklıma gelmemişti. Daha önce defalarca düşünüp de içinden çıkamadığım bu büyük sorunu kolayca çözüverdin. Bugün akşama kadar burada kalırız. Tarla bekçiliği nasıl yapılır iyice öğrenirsin. Zaten zor bir tarafı yok canım. Biraz dikkatli olup kargaları kollaman yeterli. Akşama çiftliğe dönünce annene ben söylerim. Onun da rızasını almak lazım. “
Ertesi sabah erkenden yengesinin hazırladığı börekleri bir torbaya koyan Mustafa kız kardeşi Makbule ile birlikte dayısının bakla tarlasına geldi. Gelir gelmez de, tarlaya inen kargaları kovalamaya başladılar. Öğle vaktine doğru ikisi de çok yorulmuştu. Bunun sebebi: Bir defa tarla oldukça büyüktü. Bir tarafa üç beş karga tohumları yemek için gelseler Mustafa ile Makbule hemen koşuyorlar kargaları kovalıyorlardı. Aynı kargalar uçuyorlar, tarlanın öteki tarafına iniyorlardı. Tarlanın bir başından bir başına koşup durmak onları yormuştu. İşin içine başka kargalar da karışınca durum iyice çekilmez hal almıştı. Öğle vakti bir köşede oturup yengesinin hazırladığı börekleri yerlerken Mustafa Makbule’ye sorunu kökünden halledecek bir yöntem bulduğunu söyledi ve şunları ekledi:
“ Makbule, kargaların bize oynadığı oyunun bilmem farkında mısın? Biz bu tarlaya gelir gelmez acemi olduğumuzu anladılar. Uygulamak istediğim yöntem oldukça basit. Tarlanın ortasında bulunan kulübenin içinden tarlayı enlemesine bölen bir çizgi çektiğimizi farz edelim. Bu çizgi tarlayı iki eşit parçaya böler. Yukarı tarafta kalan parça biraz meyilli, burası benim olsun. Aşağı tarafta kalan parça dümdüz, burası da senin olsun. Herkes kendi bölgesindeki kargaların kovalanmasından sorumlu olacak. Eğer kendi bölgenin ortalarına yakın bir yerde durmaya özen gösterirsen sabahki yorgunluğunun iki kat azaldığını fark edeceksin. Şimdi konuyla ilgili bana sormak istediğin bir şey var mı? “
“ Ne diyebilirim ki Mustafa abi. Sen yapmamız gerekeni tam olarak anlattın. Burada bana düşen görev anlattıklarını eksiksiz olarak uygulamamdır. “
“ Aferin sana Makbule. Senin gibi söz dinleyen, kavrayışı kuvvetli bir yardımcı ile çalışmak benim için şereftir. Bu başarı sadece benim değil, ikimizin başarısı olacaktır. Şimdi biraz acele edelim, böreklerimizi yiyelim de işe başlayalım. Bak kargalara, meydanı boş bulunca nasıl da çoğalıverdiler. Belki şu an için tarlanın üstünde uçmaktan başka bir şey yaptıkları yok ama eğer acele etmezsek birer ikişer tarlaya inmeye başlayacaklarına eminim. Dayıma, kargaların tarlanızdan bir tek tohum yemelerine izin vermeyeceğim, diyerek söz vermiştim. “
Mustafa’nın kendi buluşu olan yöntem başarılı oldu. Akşamüstü hava kararmaya başladığında kargalar geceyi geçirmek için konaklama yerlerine giderlerken aç ve yorgundular. Çiftlikte yenen akşam yemeğinden sonra Makbule, o gün olanları ve kargaların üzgün ve perişan bir şekilde gidişlerini anlatırken, odada bulunanlar kahkahalarla gülmekten kendilerini alamıyorlardı.
Annesi Zübeyde Hanım, “ Benim Mustafa’m çok akıllıdır “ diyerek sarı saçlı, mavi gözlü oğlunu gururla alnından öperken, Mustafa vakur halini hiç bozmadan duruyor, sadece gülümsemekle yetiniyordu.
hilal
Atatürk zeki akıllı çalışkan çok saygılı bir insandı………
sube
çok güzel bu yazıyı yazana teşekkür ederim.
KAAN SOFU
atatük çok iyi bir insandı
NAİL ŞEREN
ÇOOOK GÜZEL
emine
çok süper ya çok güzel
ayse
güzel bir hayatı varmış