ABU DHABİ

Dubai seyahatimizin üçüncü gününde Abu Dhabi’ye turumuz olacaktı. Sabah kahvaltıdan sonra otobüsümüze binip yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra öğlen vakti Abu Dhabi’ye vardık. Dubai daha çok bilinse de Abu Dhabi Emirliklerin başkenti. Panaromik şehir turundan sonra deniz manzarasına nazır fotoğraflar çektirdik. Denizin ardında yükselen muhteşem gökdelenleri gördük. Bu manzarayla kendimizi Arabistan’da değil de New York’daymışız gibi hissettik daha çok.

Buradan sonra Şeyh Zahid Camii’ne doğru yola çıktık. Daha uzaktan farklı mimarisiyle, bembeyaz rengiyle ve altın kaplamalarıyla muhteşem görünüyordu camii. Camii Arap Emirlikleri’nin başı olan Şehy Zahid tarafından yaptırılmış, üstelik projesini de kendi çizmiş ve her bölümüyle tek tek ilgilenmiş camiinin. Şehy Zahid bir kaç yıl evvel vefat etmiş ama camiinin inşaası hala devam ediyor.

Camiye girmemiz için kara çarşaf giymemiz mecburiydi. Avluda biz dahil o an camide olan her bayan ziyaretçiye paketleriyle siyah elbiseler ve baş örtüleri dağıtıldı. Bu fotoğrafta soldan dördüncü ben oluyorum. Elimdeki kınayı da göstermesem olmaz.

Caminin içindeki sütunların başları altın kaplama, yerde özel olarak İran’da dokunmuş tek ve tabiki çok büyük bir halı var. Halı ayrı ayrı dokunup, camiide birleştirilmiş.

Caminin girişindeki bu bölümde renk renk mermerlerden yapılmış kabartma çiçekler var.

Bir desenin büyüklüğü ve kabartması bu fotoğrafta daha açık belli oluyor.

Abu Dhabi Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti. Dubai ‘den daha çok yaşanabilir bir şehir bana göre. Abu Dhabi gezimiz bu şehirdeki bir büyük alışveriş merkezine uğradıktan sonra sona erdi ve Dubai ‘ye geri döndük.

Ertesi gün Dubai gezimizin son günüydü, iki arkadaşımla birlikte sabah erkenden yola çıkıp Dubai’nin gezmediğimiz yerlerini gezdik. Kar pistiyle ünlü olan alışveriş merkezi Emirates’e gittik. Kayak pisti alışveriş merkezinin içinde camekanla ayrılmış, telesiyej dahil pistte her şey düşünülmüştü. Emirates, Burjuman Derica City Center vb. bir çok alışveriş merkezinde dikkatimi çeken en önemli şey hepsinde çok lüks ve pahalı mağazalar olduğu halde, ne alışveriş merkezinin ne de mağazaların girişlerinde alarm sisteminin ve üstünüzü başınızı ellerinde ki dedektörlerle arayan güvenlik görevlilerinin olmayışıydı. Aynı şekilde büyük caddelerde de kapkaç korkusu olmadan rahatça gezemeniz mümkün.

Dubai’ye gidip de Deira da abrah denilen teknelere binmeden olmazdı. Gezimizin en keyifli anlarından birini de bu ilkel teknede yaşadık diyebilirim. Dubai ‘nin aşırı sıcağı karşısında, nehrin serinliği ve abrahın hareketiyle hissetiğiniz rüzgarın etkisi müthiş bir keyif veriyordu. Bir kıyıdan bindiğimiz abrahdan, diğer kıyıda Hintlilerin daha çok yaşadığı ve hint kıyafetlerini satın alabileceğiniz bir mahallede indik. Burada gezmek de, o otantik havayı yaşamak da çok keyifliydi.

Aynı günün gecesi Türkiye’ye uçağımız vardı ve göz açıp kapayıncaya kadar geçen masal gibi bir seyahat böylece sona ermiş oldu.