30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!

“Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacak devam edecek ve mutlaka başarılı olacaksınız.”— Mustafa Kemal Atatürk.

88. yılını kutladığımız  Zaferimizin, birkaç yıldır sönük geçen  Zafer Bayramı kutlamalarımız bizi üzüyor aslında. Bayramlar sadece okul müfredatında olduğu için mi kutlanıyor sorusunu aklımıza getiriyor ne yazık ki?

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun, çoşkulu olsun, bayram gibi olsun.

Atatürk ün başyaveri Salih Bozok’un Paylaştığı anı, ne çok şey anlatıyor değil mi?

Başkumandan, düşmandan kurtardığı İzmir?de geçireceği ilk geceyi yaşıyordu.
Mustafa Kemal Pasa İzmir de ilk gecesini çalışarak geçirdi. Zengin bir sofra hazırlandığı halde ufak tefekle karnını doyurdu ve geç vakitlere kadar çalıştı.
Ertesi sabah erkenden uyandık. Hafif bir kahvaltıdan sonra vilayet konağına gittik.Vali, İngiliz konsolosu ile konuşuyordu.
Biz gelince vali ayağa kalktı ve konsolos ile Mustafa Kemal Paşa?yı tanıştırdı. Konsolos iyi Türkçe biliyordu.
Pasa valiye sordu:”Konu nedir ?”
Vali anlattı:”Sayın konsolos, İngiliz tebası vatandaşlarla Rum ve ermeni azınlığın güven altında olup olmadığından endişeleniyorlar. Ben kendilerine herkesin güven altında olduğunu bildirdim”.
Mustafa Kemal Pasa konsolosun türkçe bildiğini biliyordu, buna rağmen kendisine valiyi muhatap aldı:”Ee, peki daha ne istiyormuş ?”
Bu soruya konsolos türkçe cevap verdi:”Tebamız için hükümetinizden yazılı teminat istiyorum !”
Pasa:-“Ne yani, Yunanlılar zamanında siz tebanızı daha emniyette mi görüyordunuz ?”
Konsolos kasılarak: -“Evet” dedi, “Yunanlılar buradayken tebamızı daha emniyette görüyorduk.”-“Öyleyse buyurun, tebanızla birlikte Yunanistan a gidin, efendim !”
Konsolos sinirlenerek sesini yükseltti: -“Yani majestelerimin hükümetine savaş mı açıyorsunuz ?”
Pasa: -“Siz kiminle neyi konuştuğunuzu biliyor musunuz? Ben Millet Meclisinin başkanı ve Türk orduları başkomutanıyım. Savaş açmaya da barış yapmaya da tam yetkiliyim. Peki siz kimsiniz ?! Hükümetinizadına savaş ve barış görüşmeleri yapmaya yetkili misiniz? Böyle bir yetkiniz varsa görüselim. Yoksa (eliyle kapıyı gösterdi) buyurunuz dışarıya, efendim !.. ”
Konsolos, Mustafa Kemal Paşa?nın son sözleri üzerine sapsarı kesildi ve tek bir kelime söylemeden kapıdan çıktı gitti.
Mustafa Kemal Pasa, adamın arkasından valiye dondu:-“Bunlara yüz vermeyin vali bey! Bir donanma önünde pısacak, bir blöf karşısında yelkenleri suya indirecek bir devletçik sanıyorlar bizi! Küstahlık derecesine bakın, bana savaş mı açıyorsunuz ? diye soruyor. Barut kokan bir odada adamın sorduğu şeye bak !.. Savaş halinde değiliz sanki !