10 KASIM ve ATATÜRK

Ulu önder Atatürk’ün vefatının 69. yılında O’nu her geçen gün daha iyi anlıyor, değerini daha çok biliyoruz. “O’nu sevmek demek, O’nu anlamak demek,” artık bunun bilincindeyiz. Bunun için tüm çocuklarımızın Ata’mızla ilgili daha çok okumalarını, yakın tarihimizi daha iyi öğrenmelerini istiyoruz. Çünkü O’nu kaybedeli 69 sene geçmiş ama hala O’dan öğreneceğimiz çok şey var, bunu çok iyi biliyoruz.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu 1964 yılında Prof. Tarık Zafer Tuna’ya şunları anlatmıştır:

“10 Kasım bir ağlama duvarı değildir. 10 Kasım bir tapınma günü de değildir. Her yıl bu tarihte toplanan bizler, kişi olarak, toplum olarak bize hayat, hürriyet veren fikirler ve olaylar üzerinde durmak lüzumunu duyuyoruz. Bu düşünme anında görüyoruz ve anlıyoruz ki, insanca yaşamamızı sağlayan savaşlarımız , çabalarımız bir isimde , ülküleşmiş, mefhumlaşmış, bir isimde düğümleniyor:ATATÜRK”

Hikmet Ayhan Kayalı’nın ağzından Ata’mızla ilgili bir de anı yayınlamak istedik. Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul’a ait “Atatürk’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar” adlı kitaptan,

Radyolarda Hastalık Haberinin Söylenmesi

Bilindiği gibi Atatürk’ün çalışma, seyahat ve uyku saatleri hiç bir zaman sınırlı değildi. Gece yarısından sonra seyahatlere çıktığına , teftişler yaptığına ve emirler yazdırdığına pek çok defa yakınları ve emrindekiler şahit olmuşlardır.

Hatay meselesi ile çok yakından ilgilenirken daima Avrupa radyolarını dinlerlerdi. Bizler de tercüman olarak, özellikle Fransızca yayın yapan bütün avrupa radyolarını dinleyip, önemli noktaları kendilerine aktarırdık. 1938 in Mayıs ayında Ata ile birlikte bir radyo haber bültenini dinliyorduk. Spiker Fransızca olarak, “On dit que Atatürk est malade – Atatürk’ün hasta olduğu söyleniyor” diye bir cümle kullandı. Maalesef Atatürk de bu cümleyi duymuşlardı. İrkildi ve yerinden kükrer gibi kalkarak, fevkalade gergin ve işaret parmağı ile radyoyu göstererek, “Atatürk hasta dedi, değil mi?” diye bana sordu. Ben şaşırmıştım, ne diyeceğimi bilemedim. Atatürk tekrar bağırdı” Atatürk hasta dedi değil mi” deyince “Evet Paşam” demek zorunda kaldım. “Ya demek öyle,” dedi.

Biraz durdu, sonra bana dönerek, “Yarın trenle Adana’ya hareket ediyoruz. Hazırlıkları ona göre yapsınlar. Seyahatten doktorların da haberi olsun” diye emir verdiler. Derhal hazırlıklara başlandı. Doktorlar uzun seyahatleri ve uzun yürüyüşleri kesin olarak yasaklamışlardı. Buna rağmen, ertesi gün trenle önce Mersin’ e gelinmiş, burada hasta hasta birlikleri teftiş etmiş, onlara geçit resmi yaptırmış ve sonra yorgun düşerek arabalarına binmişlerdi. Bu seyahati ve bu hareketi, bütün basın ve radyoya bildirmiş, dolayısıyla da dış dünyaya da duyurulmuştu. Böylece Atatürk, sağlığı pahasına bu yorgunluğa katlanmış, ama hala ayakta olduğunu ispat etmişti.

Kaynaklar:

Prof. Dr. Hikmet Özdemir- Atatürk’ün Liderlik Sırları

Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul – Atatürk’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar